Ana Sayfa Son Dakika Gazeteler İl Haber Hava Dergiler Spor Eğitim Haber TV Sağlık Araba Sık Kullanılanlar Teknoloji Magazin
Google Foto Galeri Videolar Eğlence Döviz Fıkralar Oyun Yarışma Astroloji Sinema Müzik BLOG ÖZEL Deprem İletişim

BORDO BERELİLER VE SAT-SAS KOMANDOLARIMIZIN SIRA DIŞI EĞİTİMİ

Paylaş

Tüm Resimler İçin Tıklayın
Videolar İçin Tıklayın

Özel Kuvvetler Komutanlığı (Bordo Bereliler)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Bordo Bereliler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değişik sınıf ve rütbelerdeki subay, astsubay ve uzman erbaşlardan oluşan, iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesine karşı her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek nitelikte üst düzey eğitime tabi tutularak yetiştirilmiş özel askerlere verilen isimdir. Tugay seviyesinde kurulmuş ve daha sonra tümen, ardından 2006 YAŞ kararı ile Kolordu seviyesine çıkartılmıştır. Hiçbir kuvvet komutanlığına bağlı olmaksızın doğrudan Genelkurmay Karargâhına bağlı olarak görev yaparlar. Söz konusu Kolordu, Bordo Bereliler ile Muharebe Arama Kurtarma (MAK), Su Altı Taarruz (SAT), Deniz Piyade Keşif timlerini bünyesinde barındırmakla beraber, fiili durumda sadece Bordo Bereliler ve MAK doğrudan kolordunun emrinde görev yapmaktadır.Burada askerlik yapan askerler özel olarak seçilmiştir.Kimlikleri de daima gizli kalır.

2004 yılında Almanya'da yapılan Dünya Özel Kuvvetler Şampiyonası'nda, 26 özel kuvvet birliği arasında birinci olmuştur.

Bordo Bereliler aynı zamanda devlet büyüklerinin yakın koruma görevini de yerine getirirler. Abdullah Öcalan'ın yakalanma görevinde bulunmuşlardır.



http://askerenes.blogcu.com/ozel-kuvvetler-komutanligi/1756260

1.ÖZEL KUVVETLERİN TARİHÇESİ


"Özel Kuvvetler Terimi", Ondokuzuncu Yüzyılda askeri terminolojiye girmiştir. Günümüze dek yapılan savaşlarda yaşamsal roller üstlenen Özel Kuvvetlerin tarihi çok yeni olmasına rağmen; uygulanan tektik ve görevler açısından tarihin derinliklerine, özellikle Hun Türklerinin ve diğer Türk boylarının ustalıkla kullandıkları "AKINCILAR" 'a kadar uzanmaktadır. Tarih boyunca Türk ordusu, kendisinden daha güçlü birliklere karşı her zaman büyük mücadeleler vermiş ve bugünkü anlamda özel harekat tekniklerini uygulayan kuvvetleri kullanmıştır.

Osmanlı döneminde ordunun en önünde yer alarak düşman hatları gerilerinde bir fırtına gibi esen "AKINCILAR", bir anlamda ilk Özel Kuvvetleri oluşturmuşlardır. Kurtuluş Savaşında milli ordunun ihtiyaç duyduğu personel, silah, cephane, araç ve gereçlerin Anadolu'ya sevkıyatı ile vatanın dört bir yanında işgalci kuvvetlere karşı Milli Mücadelenin yürütülmesine ön ayak olan ve cephe gerilerinde işgal ordularına darbeler vuran çeteler ile Teşkilat-ı Mahsusa, bugünkü Özel Kuvvetlerin görevlerini, dönemlerinde yerine getiren teşkilatlar olmuştur. Cumhuriyet döneminde de en ciddi sınavını, Kıbrıs Türklerinin özgürlüğüne kavuşmasında Türk Mukavemet Teşkilatı içinde yer alarak vermiştir.

Bugünkü özel Kuvvetler Komutanlığının çekirdeği; 2 nci Dünya Savaşını müteakip, Sovyetler Birliğinin Türkiye için büyük bir tehdit oluşturması üzerine, Silahlı Kuvvetlerin harekatını, düşman gerisinde icra edilecek faaliyetlerle kolaylaştırmak maksadıyla; 1952 yılında, zamanın Yüksek Savunma Kurulunun karan ile Milli Avcı Birlikleri şubesi olarak kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren, gelişimini modem çağın gereklerine uygun olarak sürdürmüş ve TSK.nin reorganizasyonu kapsamında 1992 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı adını almıştır. Özel Kuvvetler Komutanlığı Özel Birlikler, Okul ve Destek Birlikleri şeklinde teşkilatlanmıştır. Özel Birliklerin temeli her biri kendi konularında uzman timlerden oluşmuştur.

Bordo Bereliler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değişik sınıf ve rütbelerdeki subay ve astsubaylarından oluşan, iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesine karşı her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek nitelikte üst düzey eğitime tabi tutularak yetiştirilmiş özel askerlere verilen isimdir. Bu askerler aynı zamanda devlet büyüklerinin yakın koruma görevini de yerine getirirler. Dünyanın en iyi askeri özel timleri sıralamasında 3. sırada yer alır. Ününü Abdullah Öcalan'ın yakalanma görevinde duyurmuştur. Bordo Berelilere üye olan askerlerin adları soy adları MİT tarafından korunur.

Özel Kuvvetler Komutanlığı; Özel Harekat ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, ileri teknoloji ürünü cihazlar ve silah sistemleri ile teçhiz edilmiş, üstün eğitim ve esnek bir komuta sistemine sahip çok maksatlı bir kuvvettir. Özel Kuvvetler Komutanlığı; mevcut kuruluş ve yapısıyla her türlü hava ve arazi şartlarında; yurtiçi ve yurtdışında düşman derinliklerinde özel harekat, Muharebe Arama/Kurtarma ve İç Güvenlik Harekatı planlama ve icra etme imkan kabiliyetine sahiptir.

Bununla beraber, dünya üzerinde çeşitli bölgelerde sıklıkla karşılaşılan savaş dışı harekatlar dikkate alınarak, Barışı Destekleme, İnsani Yardım ve Tahliye, dost ve müttefik ülke Özel Kuvvetlerinin kurulması ve gelişimine katkı sağlamak gibi görevleri de yerine getirebilecek imkan ve kabiliyete de kavuşturulmuştur.

Marmara bölgesinde 17 Ağustos 1999 ve Bolu-Düzce Bölgesinde 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen deprem felaketleri sonrası, benzeri doğal afetlerde afet bölgesinde A/K faaliyetleri icra etmek maksadıyla, dünya standartlarına sahip TSK. Doğal Afet Arama Kurtarma (DAK) Birliği Mayıs 2000 tarihinde Öz.Kuv.K.lığı bünyesinde teşkil edilmiştir. Bu birlik üç saat içinde yurtiçi ve yurtdışında her türlü doğal afete müdahale edebilecek yeteneğe kavuşturulmuştur.

Kamuoyunda "bordo bereliler'' olarak da bilinen özel kuvvetler komutanlığı üstün bedeni ve fikri yeteneğe sahip personelden oluşmaktadır. özel kuvvetler personelinin eğitimlerinde; öz.kuv,k.lığının vazifelerini yerine getirmesini sağlamak maksadıyla, fikri eğitim yanında, yoğun ve yorucu eğitimlerle personelin fiziki ve ruhsal dayanıklılığı artırılmakta ve hareketlerin alışkanlık haline getirilmesi hedeflenmektedir. bu nedenle her personel komando, paraşüt, hayat-ı idame, su üstü ve su altı ve lisan gibi 3,5 yıl süren yurtiçi ve yurtdışı kurslardan geçirilmektedir. özel kuvvetler personeli, sıcak çatışma yanında, asimetrik tehditlere karşı eğitimi, yabancı dil konusundaki yeterliliği, harekat bölgesinin kültürüne yakınlığı, yeni durumlara süratle adaptasyonu, politik ve ekonomik konulara yakınlığı ve gündemi yakinen takip etmesi özellikleriyle de iyi bir diplomat özelliklerine sahiptir.Özel kuvvetler personeli, kazanılmış yeteneklerinin muhafazası ve kendisine her an verilecek vazifelerin yerine getirebilmesi maksadıyla, idame eğitimleri yanında, her türlü silahlar ile atış ve müşterek tatbikatlar icra etmektedir. her yıl NATO tatbikatlarına kararlaştırılan oranda katılmaktadır. ayrıca dost ve müttefik ülke özel kuvvetleri ile yapılan mutabakata göre Türkiye' de veya kendi ülkelerinde müşterek eğitim yapmaktadır. özel kuvvetler komutanlığının her bir personeli silahlı kuvvetlerimizin bütün mensupları gibi yüreği vatan, millet ve Atatürk sevgisi ile dolu olup, görevini emir komuta zinciri içerisinde büyük bir özveri ile yerine getirme azim ve kararındadır. özel kuv.k.lığı; eğitimlerini, alacağı göreve uygun olarak Türkiye’deki uygun bölge ve tabiat şartlarında yapmaktadır. ayrıca kara, deniz, hava kuvvetleri, j.gn.k.lığı ve sahil güvenlik komutanlığı ile de müşterek eğitim ve tatbikatlar icra etmektedir.


47 ayrı ders süper eğitim

TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin yeniden yapılanmasıyla, 1992'de teşkilatlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli, Sualtı Taarruz (SAT), Sualtı Savunma (SAS), Eğirdir Dağ Komando Okulu, 1. ve 2. Komando Tugayı, Bolu Dağ Komando Tugayı, Midyat 3. Komando Tugayı, Foça Jandarma Okulu'nda üstün başarı gösteren subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar arasından titizlikle seçiliyor. 'Zoru hemen başarırız, imkansız ise biraz zaman alır' sloganıyla yetişen Türk Özel Kuvvetler'i, ordumuzun göz bebeği.Üç ayrı dalda 47 ayrı ders gören Bordobereliler, 3.5 yılda yetişiyor. A ve B timleri olarak iki birimde örgütleniyor. A timleri yalnızca subaylardan, B timleri ise bir subay komutasında astsubaylardan oluşuyor.

Özel Kuvvetler personeli olmak isteyen adaylar normal bir insanın dayanamayacağı 80'den fazla testten geçmek zorunda. ABD'de katıldıkları 'Ranger' ve 'Delta Force' kurslarını derece ile bitiren bordo bereli adayların aldığı eğitimlerden bazıları şunlar:

· Dondurucu soğuk ve aşırı sıcaklarda görev yapma

· Denizde sağ kalma

· Paraşüt, kurbağa, balık adam eğitimi

· Harita okuma

· Düşman derinliklerine sızma

· Taktik akın

· Hedef tahribi

· Kaçma kurtulma

· Pusu

· Uzak mesafeli keşif ve devriye

· Göğüs göğüse yakın muharebe

· Psikolojik harekat

· Rehine operasyonu

· İşkenceye dayanma

· İlk yardım ve yabancı dil

Vücutlarının her bölümünü öldürücü bir silah gibi kullanmayı öğrenen Özel Kuvvet mensuplarına, her türlü doğa koşullarında hayatta kalma ve mücadele yeteneği kazandırılıyor.

Özel Kuvvet mensupları, her türlü doğa koşulunda mücadele kabiliyetini, sürekli ve zorlu eğitimlerle kazanıyor. Karadan, havadan, su üstünden, su altından, ortam ne olursa olsun, hedefe daima ulaşıyor. Bu personel, en gelişmiş silah ve teçhizatla donatılmış.

Dünyadaki ünlü timlerle aynı becerilere sahip Bordobereliler, en vahşi doğa koşullarında bile hayatta kalıyor. Özel kuvvetler, düşman derinliklerinde bilgi toplama, hedef belirleme, taktik akın, pusu uygulama ve düşman işgalinde kalmış bölgelerde mukavemet harekatını başlatma amacıyla kuruldu.

Amerikalı uzmanların, Delta Force, Sealth gibi dünyaca ünlü özel kuvvetlerden bile daha iyi olduğunu söylediği Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın gerçekleştirdiği görevler, herkesi şaşkına çeviriyor. Dünyada çok az ordunun yapabileceği görevler üstlenen bordo bereliler, amaçlara uygun son derece gelişmiş teçhizatla, yer, zaman, mekan ayrımı gözetmeden düşmana nefes aldırmıyor.

3.ÖZEL KUVVETLERE NASIL GİRİLİR?

Özel Kuvvetlere personel gönüllülük esasına göre Kıtalardan ve sınıf okullarından alınır.Türk Silahlı Kuvvetleri Özel Kuvvetler Komutanlığında görev alabilmek için öncelikle “Subay, Astsubay veya Uzman Erbaş” olmanız gerekmektedir. Subay, Astsubay veya Uzman Erbaş alımına ilişkin başvuru tarihleri, başvuranlarda aranacak nitelikler ve başvurulara ilişkin diğer ayrıntılar, basın ve yayın kuruluşları vasıtasıyla duyurulmaktadır.

Personel teminine ilişkin ilanlar hakkında yazılı basından, Askerlik Şubelerinden ve http://www.bordobere.com/index.htm adresinde bulunan Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı linklerinden bilgi edinilebilmektedir.

A Timi'nin başarısı

PKK'nın önemli isimlerinden şemdin Sakık'la kardeşi Hasan Sakık'ın Kuzey Irak'ta düzenlenen bir operasyonla yakalanmasının ardında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin özel birlikleri "bordobereliler" yer alıyor. Subay ve astsubaylardan oluşan birlik, "A Timi" olarak da biliniyor.

Yurt içi, yurt dışı ve ihtisas eğitimi olmak üzere üç ayrı dalda 47 ders eğitimi gören Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı "bordobereliler", 3.5 yılda yetişiyor. Özel kuvvet mensupları, her yerde, her zaman ve her şekilde mücadele kabiliyetini sürekli ve zorlu eğitimlerle kazanıyor. Bordobereliler karadan, havadan, su üstünden, su altından, ortam ne olursa olsun, daima hedefe ulaşıyor, yeter ki görev verilsin.

Özel Kuvvetler, 2. Dünya Savaşı sonrasında duyulan gereksinim üzerine 27 Eylül 1952'de Yüksek Savunma Kurulu'nun kararıyla kuruldu. 1992'de yeniden teşkilatlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı, dünyadaki bütün demokratik ülkelerin benzer kuruluşları gibi görev yapıyor.

Seferde, düşman derinliklerinde bilgi toplamak, hedef belirlemek, taktik akın ve pusular uygulamak ve düşman işgalinde kalmış bölgelerde mukavemet harekatını başlatmak amacıyla kurulan Özel Kuvvetler'e mensup personelin yeteneklerini artırmak üzere NATO üyesi ülkelerin özel birlikleriyle taktik ve teknik bilgi alışverişi, teknik malzeme ve müşterek eğitim alanlarında işbirliği yapılıyor.

PKK'nın kabusu Bordobereliler

Dünya, Şemdin Sakık ve kardeşini yakalayan, bölücübaşı Apo'yu Kenya'dan Türkiye'ye kuş gibi taşıyan Özel Kuvvetleri konuşuyor Düşman derinliklerinde bilgi topluyor, karadan, havadan, su üstünden, su altından, ortam ne olursa olsun, hedefe daima ulaşıyor.

En gelişmiş silah ve teçhizat kullanıyor.

En vahşi doğa koşullarında bile hayatta kalıyor.

PKK'nın ikinci adamı Şemdin Sakık'ı yakaladıktan 10 ay sonra bu kez bölücübaşı Abdullah Öcalan'ı ele geçiren Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Özel Kuvvetler Komutanlışı bünyesinde yer alan "Bordobereliler", yine dünya gündeminde.

Bordobereliler, geçen nisanda Şemdin Sakık ve kardeşini, beş dakika gibi dünya rekoru sayılabilecek bir operasyonla kaçırırken, kimsenin burnu bile kanamadı. Bu başarıyla parlak bir sicil elde eden Bordobereliler, Kenya'dan Öcalan'ı yine kimsenin burnu kanamadan ele geçirince başarılarını perçinledi.

Noriega ve Eichman benzeri operasyon

DÜNYADA örneği çok az görülen "yabancı bir ülkenin topraklarından adam kaçırma" operasyonunu iki kez büyük bir başarıyla hiç kayıp vermeden gerçekleştiren "Bordobereliler", bir anda dünyadaki benzerleri olan İngiltere'de SAS, ABD'de Delta Force, Almanya'da GSG 9, İsrail'de Sayeret Mat'kal ve Fransa'da GIGN gibi özel birliklerin ulaştığı şöhrete kavuştu.

Bu tür operasyonların en ünlüsü, 1960'da Nazi savaş suçlusu ve "Yahudi Kasabı" Adolf Eichman'ın, gizlendiği Arjantin'de bulunarak İsrail Ajanları tarafından İsrail'e kaçırılması. Eichman yargılanmış ve asılmıştı. Eski CIA ajanı olan Panama diktatörü General Manuel Antonio Noriega da, ABD'yi can evinden vuran uyuşturucu kaçakçılarıyla işbirliğine gidince, 1989'daki bir operasyonla kaçırıldı.

"Türk Silahlı Kuvvetleri’nin göz bebeği, Abdullah Öcalan ile Şemdin Sakık’ın ele geçirilmesi gibi operasyonlara imza atan ‘Bordo Bereliler’, ABD’nin dünyaca ünlü Delta Force timlerini geride bırakarak Dünya Şampiyonu oldu.

ALMANYA’da 26 ülkeden özel kuvvetlerin katılımıyla yapılan ‘Dünya Özel Kuvvetler Şampiyonası’nda ‘Bordo Bereliler’ diye tanınan Türk Özel Kuvvetleri, tarihi bir başarıya daha imza attı. Bir hafta süren yarışmada Bordo Bereliler birinci olurken, ABD’nin dünyaca ünlü Rangers ve Delta Force kuvvetlerini de geride bıraktı.

Tüm puanları topladılar


Bordo Bereliler, özel harekat, teçhizatlı koşu, paraşütle atlama, tehlikeli göl geçişi, botla harekat ve su altı dalışı, keskin nişancılık, en zor koşullarda dayanıklılık ve bu koşullar altında düşman güçlerini bertaraf etme, düşman hedeflerini yarma ve içeriye sızma gibi bir çok kategoride, yarıştıkları diğer ekipleri geride bırakıp en üst düzey puanları topladılar. Teröristbaşını getirmişlerdi Özel Kuvvetler, teröristbaşı Apo’nun Kenya’da yakalanmasında kilit rol oynamıştı. Terör örgütü bölücü’nın üst düzey yöneticisi Şemdin Sakık’ın ele geçirilmesi de Türk Özel Kuvvetler’in kamuoyunca bilinen operasyonları arasında yer alıyor."


MODERN ANLAMDA ÖZEL KUVVETLER

1960 larda, II Dünya Savaşı ve özellikle Kore Savaşından alınan dersler arasında komünist (SSCB/Çin) ordularının uyguladığı savaş doktrinine karşı (özellikle bunların sayısal üstünlüğü ve "kitle saldırılarına" karşı) "sinsi" teknikler kullanan harp tarzının askeri değeri ağırlıkla ortaya çıkmıştı.

NATO ülkeleri, kısa bir süre içinde kendi Özel Kuvvetlerini (bundan sonra Special Forces - SF yada Special Operation Forces - SOF) göreve sokmaya başladılar: Amerikan ve Avrupa SF'ları ya bu hedefle doğdu yada tekrar teşkilatlandırıldı (SAS, SBS, COMSUBIN ve Légion Etrangère).

Genelde bu özellikleri taşıyan birlikler, stratejik nitelikleri nedeniyle 80li yıllarının sonlarında başlayarak "daha yüksek bir karar seviyesinde" yer almak üzere Genelkurmay Başkanlıklarına bağlandı.

SAT'LARIN VE SAS'LARIN DOĞUŞU

Dünya çapında organize edilmiş Ilk sualtı taarruz elemanları II Dünya Savasinda İtalyan Kraliyet Dz. Kvv. bağlı olarak görev veren "Gamma Birliği" oldu.

Bu küçük grup, komutan J. Valerio Borghese tarafından komuta edilmiş, özellikle İngiliz olmak üzere birçok hedefi başarıyla vurmuş ve en önemlisi, şimdi bile kullanılan birçok taktik ve tekniği (örnek olarak şimdiki Swimmer Delivery Vehicle, SDV'lerin meşhur "babasi" Maiali -sonra Ingiliz Chariot) geliştirip kullanmıştır. Kisa bir süre sonra US "Özel dalgıçları" (UDT - Underwater Demolition Team) Atlantik ve en çok Pasifik sahnesinde olmak üzere devreye girmiş ve birçok çıkarmadan önce sahil devriye ve keşif işlevlerini yerine getirmişti. Vietnam savaşı sırasında UDT'lerin kabiliyetlerinden istifade edilip gemi ve sahil tesislerine baskınlar düzenlenmiş, ihtiyaç gereğince bazı UDT personele karaya yönelik eğitime ağırlık vererek SEAL timleri oluşturulmuştur.

TÜRKİYE'DE SAT/SAS TARİHİ

Türkiyede bu konuda gelismeler çok daha yakin zamanlara dayanıyor: ilk SAT grubu 1963 yilinda ABD'den (San Diego) gelen UDT/SEAL kursu öğretmenlerinin İskenderun yakınlarında açtığı ve yürüttüğü kurstan mezun olan personel ile oluşmaya başladı.

İlk ismi Sualtı Komando (SAK) olmakla beraber bilahara teşkil edilen SAM (Sualtı Müdefaa) ile birlikte SAS (Sualtı Savunma) ve SAT (Sualtı Taarruz) Grup Komutanlığı olarak Kurtarma ve Sualtı Komutanlığına (KSK) bağlıydı. 1974'de SAS ve SAT Grup Komutanlığı (GK) kuruluş değiştirerek Donanma Komutanlığı emrine girdi, ancak Gölcük civarinda uygun yer olmadığından tekrar KSK altına döndü (1). Grup, Kıbrıs harekatı sırasında ilk defa hedef sahili çıkarma öncesi teftiş ederek aktif görev aldı.

SAS GK'nin ABD'deki karşılığı EOD (explosive ordinance disposal) timleri olup, ilk defa II Dünya Savaşı sonrasında halkın güvenliği için tehlike arzeden patlamamış mermi, mayın, torpido gibi maddeleri etkisiz hale getirmek için kuruldu. Türkiye'de bu görevi 1966 yılına kadar mayın imha ekipleri üstlenmişti, ancak gelişen harp silah ve araçlarını daha iyi takip edebilmek için bu timleri özel eğitime tabii tutmak gereği duyulmaya başlandı: EOD timlerini kurup, bazı dalgıç personeli ABD'ye, EOD kursuna göndermenin zamanı gelmişti. Böylece kurulan timlere sualtı müdefa (SAM) ismi verilerek Dz. Kvv. bünyesine katıldı ve SAT ile aynı komutanlık altında birleştirildi. '80 li yıllara kadar amfibi harekat görevleri olmayan bu timlere 3,5/5 kulaç arasında bölgede mayın temizleme görevi de verildi. Bu sıralarda ortaya çıkan ihtiyaç nedeniyle SAS'lardan bazı kritik tesis ve limanların sinsi taarruzlara karşı korunmasında da istifade edilmesi yoluna gidildi.

Kuruluş şekilleri izah edilen SAT ve SAS timleri günümüzde bile pek tanınmamaları ve görev ayrımları medya tarafindan genellikle doğru olarak yapılmadığı için SAS/SAT olarak beraber anılmış, hatta EOD ve UDT olarak değişik görevli değil de, yanlış şekilde tamamen birbirine alternatif iki SEAL grubu gibi tanıtılmıştır.

(1) KSK'ye bağlı Sualtı Eğitim GK Dalgıç, SAT ve SAS görevlerini yapacak subay, astsubayla kurbağadam ve 2. sınıf dalgıç erleri yetiştirmektedir.


ALINTI

Kardak'ta Yunanlıları etkisiz hale getiren onlardı, Öcalan'ı İmralı'ya onlar götürdü... İşte hiçbir deniz aracı olmadan İzmir'den dalıp Yunanistan'dan çıkabilen kahraman SAT komandolarımız... Onları televizyon ekranlarında ilk kez 1996 yılında Başbakan Tansu Çiller, “O asker gidecek, o bayrak inecek!” dedikten sonra zodiac botlarla Yunan bayrağının dalgalandığı Kardak’a giderken gördük.

1999 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan’ı Bandırma’dan İmralı’ya götürme görevi yine onlara verildi. Son olarak, İsrail ateşi altındaki Lübnan’da mahsur kalan bin 200 Türk’ün getirilmesi için, Türk Dışişleri ve Genelkurmay Başkanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği tahliye kapsamında, görev alan SAT (Sualtı Taarruz) ve SAS (Sualtı Savunma) komandoları dünyaya parmak ısırttı. Türkiye tarihinin en büyük denizaşırı tahliye operasyonunu gerçekleştiren özel ve seçilmiş askerler, medyaya yansıyan güven veren görüntüleriyle herkesin ilgi odağı oldu.

Dünyanın en tehlikeli askerleriyle aslında ilk defa 1963 yılında tanıştık. Türkiye’nin ilk sualtı taarruz timi, Amerikalılar tarafından Sovyetler’e karşı eğitildi. Türk SAT birliği, gerektiğinde ‘demir perde’nin arkasına geçmek ve o taraftan gelecek tehlikelere karşı anında karşılık vermek üzere kuruldu.

Çünkü o yıllarda ABD için İstanbul Boğazı, Rus denizaltılarına karşı kapatılması gereken en stratejik yolların başında geliyordu. Boğaz, Anadolukavağı ve Yenimahalle Orduevi’nin bulunduğu noktalardan dibe kadar çelik ağlarla örüldü. Sovyetler’in atom bombası yüklü ölüm gemilerinin önü Türk sularında kesildiği için Amerikalılar, okyanus ötesinde rahat uyuyabiliyordu. Soğuk Savaş’ın tehlikeli saatlerinin yaşandığı bu yıllarda ABD, çelik ağlarla yetinmiyor, gerektiğinde sıcak temasa girebilecek çok özel birlikler yetiştirmek istiyordu. O tarihlerde Türkiye’nin su birlikleri vardı ama sualtı timleri yoktu. Türk SAT’ı, bir anlamda ABD’nin nükleer korkusunun bir ürünü olarak ortaya çıktı. Çünkü Amerika, gözünün arkada kalmaması için İstanbul Boğazı’nda baskın, sabotaj, savunma, istihbarat yapacak bir birlik istiyordu. İki süper güç arasındaki nükleer gerilim doruk noktasına çıkarken, 1963 yılında Türk SAT’ının kurulmasına karar verildi.

Savaş şartlarında geçen eğitimler atom silahları konusunda uzman olan Amerikalı Binbaşı Bob Gallagher tarafından verildi. Eğitimler o kadar ağırdı ki 76 kişiden 11 kişi kalıyordu. Vietnam’daki başarılarından dolayı beş kez şeref madalyası alan, ayağında platinle yaşayan ve bazı parmakları olmayan Gallagher, 1. Körfez Savaşı sırasında ateşe verilen petrol kuyularını patlatma yöntemleriyle söndürmeyi başaran sıra dışı bir asker. Vietnam Savaşı boyunca her sene iki Türk timi, Amerikalıların Vietnam’da kullandığı taktikleri, silahları öğrenmek üzere Amerika’ya gönderildi. Gerilla savaş taktikleri, ileri marin keşif, sualtı silahları konularında eğitim aldılar. Sonunda, Amerika ile başa çıkabilecek dünyadaki çok ender timlerden biri yetişti.

Ardından Beykoz’daki, stratejik öneme sahip Mania Grubu’nda göreve başladılar. Denizden gelecek bir Rus tehdidiyle, ilk sıcak teması bu grup sağlayacak; denizde, denizaltında ve karada aralıksız savaşacaktı. SAT’lar, Boğaz’ın soğuk sularında, üçüncü dünya savaşına yol açabilecek K-19 benzeri bir kaza ya da saldırıya karşı yıllarca tetikte bekledi. Amerikalılarla birlikte 40 civarında taktik geliştirildi. Soğuk Savaş döneminden kalma Mania Grubu, bugün aynı noktada görevini sürdürüyor.

1964-67 Kıbrıs olayları yaşanırken, SAT’lar Akdeniz’de bir yerde sabotaj tatbikatları yapıyor, Ayşe’yi tatile çıkarmaya hazırlanıyordu. Boğaz’da Rusları bekleyen SAT’lara, 1974’te Rumlarla savaşmak nasip oldu. Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi komandolar ikiye ayrıldı. 24 kişiden oluşan SAT1, Girne önlerindeki mayınları temizleyip, sahili ve köprü başlarını tuttu. Girne Kalesi’nde gizlenen komandolar, önceden belirlenmiş binalara girerek, önemli belgeleri ele geçirerek Türkiye’ye getirdi. SAT’lar, daha sonra hiç kayıp vermeden sabotajlar düzenleyerek Girne’yi ele geçirdi. Daha kalabalık olan SAT2 ise, savaşın seyrine göre, İzmir yakınlarında 12 adayı ele geçirmek üzere tetikte bekliyordu. SAT’lar Kıbrıs Harekâtı’nı bir antrenman olarak görüyor!

Türk SAT’ları hiçbir deniz aracı olmasa bile, İzmir sahilinden 12 adaya ve Yunanistan’a 30, Mersin’den de 40 kilometre sualtından yüzerek Kıbrıs’a çıkıp operasyon yapabilecek kabiliyete sahip. Karadeniz’in karanlık sularında sabotaj tatbikatlarına katılan SAT’lar bazen hayatlarını kaybedebiliyor. Bir sonraki tatbikatta bazılarının cesetleri, bazılarının da kemikleri bulunuyor. Emekli SAT komandosu Namık Ekin, “Balıklar, yengeçler belden aşağısını götürmüş halde çok arkadaşımızı bulduk. Tüplerini bulduk. Bazılarını da iskelet halinde yıllar sonra ağlara takılı bulduk.” diyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gözbebeği olan ve insan gücünün dayanacağı son noktaya varan bir eğitimden geçen SAT komandoları, kurulduğu günden bugüne 21 kayıp verdi.

Yunanistan Kardak'ta elektronik harple felç oldu

Simitis'in, ''Türk komandolarının ikinci Kardak'a çıkışını 4 saat sonra fark ettik'' itirafı, gözleri yeniden 31 Ocak 1996 gecesine çevirdi. Gerçekten de o gece Türk komandoları, Yunanları atlatarak Kardak'a nasıl çıkmıştı?

Eski Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis’in piyasaya çıkacak olan kitabında, Türk komandolarının 1996 yılının 30 Ocak gecesi Kardak’a çıkması üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı Limberis’e, “Türkler bu işi burnunuzun dibinden geçerek becerdi” diye bağırdığını yazması geniş yankı buldu. Kardak krizini dönemin Donanma Komutanı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu’na sorduk. Dervişoğlu, kritik günde neler yaşandığını anlattı.

Kardak krizi ne kadar ciddiydi...

Kardak, Kıbrıs’tan bile daha ciddiydi. Çünkü Kıbrıs krizi ilk çıktığında İngiltere’nin toprağıydı. Ama o adalar ayrı. İki taraf da “bizim” diyor. Bir kıvılcım harp çıkarabilirdi.

Simitis denizaltı kullanıldığını açıkladı.

Gemilerimizi Ege’ye sevk etme kararı aldık. Denizaltılarımızı da gönderdik. Yunanlılar bizim gemilemizi takip ediyordu. Çok fazla gemi göndermemiz tedirginlik yaratmış olsa gerek. İkinci adayı ele geçirmeye karar verdiğimiz gece kendiliğinden bir helikopterleri düştü. Yani kazaya uğradılar. Gerginlik sürerken gece SAT timini adaya çıkardık. Elbette Yunanlıları aldatmak için bir takım aldatacı tedbirlerde bulunduk.

Nasıl bir aldatmaca?

Bu açıklanamaz. Askeri bir takım taktikler. Yalnız Simitis’in düşündüğü gibi denizaltılarla çıkarılmadılar. Netice itibarıyla bir adada onlar, bir adada biz yerleştik. Bugün çok memunum savaş çıkmadığı için. Çünkü bu her iki tarafın da zararına olurdu. Ama biz savaşa da hazırdık.

RUTİNE DALDILAR

Başka taktikler uygulandı mı?

Elbette. Adaya çıkmamız tamamen askeri bir taktik olarak kullanılan bir usüldü. Aslında bir iki planımız vardı. Biz açıklayamadığımı uygulamayı tercih ettik. Onları rutin hareketlerle aldatmayı düşündük. Yani Yunanlıların, “Türkler zaten hep bunları yapıyorlar” demelerini ve kuşkulanmamalarını da sağladık.

Fark etselerdi bir savaş çıkar mıydı?

Erin elindeki namlu kendi haleti ruhiyesine bağlıdır. Genç bir askerin silah kullanması durumunda her şey olabilirdi.

SAT’lar gemilerin dibinden geçtiler

CHP Hatay Milletvekili İnal Batu, Kardak krizi sırasında Kıbrıs ve Yunanistan’dan sorumlu Dışişleri Müsteşar Yardımcısı’ydı. Batu da o geceki operasyonu “Askerlik tarihine geçecek bir başarı” olarak değerlendirdi. Batu, operasyonun gerçekleşmesiyle ilgili şu ayrıntıları verdi: “Etraf Yunan gemileriyle çevrili, neredeyse deniz asker ve gemi kaynıyor. İşte SAT komandoları böyle bir bölgede, böyle bir operasyonu tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirdi. Öyle denizaltı ile alakası yok. O kadar başarılı geçtiler ki, gaflet içinde olan Yunan Silahlı Kuvvetleri bu ‘denizaltı’ masalını uydurdu.”

Bodrum semalarına askeri uçak inişe geçtiğinde, heyecan ve tedirginlik hâkimdi ortama! Subay rütbesindeki 22 SAT ve SAS komandosu hâlâ görevlerinin ne olduğunu bilmiyorlardı. Ama bilinen tek şey Yunanistan’la bir kriz yaşandığıydı. Görev planı, Savaş Harekât Merkezi’nden henüz bildirilmemişti. Gümüşlük Limanı’na askeri otobüsle geldiklerinde ise silah ve malzemelerinin başka bir araçla geldiğini gördüler. Saatler artık gece yarısıydı, 3 adet bot şişirildi. Gece görüşlü silahları bir kez daha kontrol edildi, mermiler, yedek şarjörler yüklendi, en önemlisi susturucular takıldı ve emir geldi: “Kardak’a çıkıyorsunuz!” 22 komandodan 18’i altışar kişilik ekipler halinde 3 bota bindiler. Diğer 4 kişiyse harekât merkezinde kaldı. Operasyonun adı ‘Yunus 1’di. Botlar, ışıkları söndürülmüş gemilerin arkasından kendilerini bekleyen Sahil Güvenlik botunun arkasına takıldılar. Saatler 02.00’yi gösterirken Kardak’ta 18 Türk komandosu yerini almıştı ve operasyon tamamdı.

31 Ocak 1996’nın ilk saatlerinde Türkiye ile Yunanistan arasında savaşın eşiğine gelinen gecenin, askeri anlamda bilinen tek öyküsü böyleydi. Tam 9 yıldır Türk askerinin Yunanistan gemilerini ve savunmasını atlatarak Kardak’a nasıl sızdığı asla bilinemedi. Geçen hafta, Kardak krizi sırasında Yunanistan Başbakanı olan Kostas Simitis’in yazdığı ‘Yaratıcı Bir Yunanistan İçin Siyaset’ adlı kitap piyasaya çıktığında, bu ‘sır’ tekrar gündeme geldi. Yunanistan’ın kriz dönemindeki tek yetkilisi Simitis, 4 saatlik bir kayıp zamandan bahsediyor, Yunanistan savunmasının zafiyetinin itirafına kitabında yer veriyordu. Simitis’in hâlâ yanıtını bulamadığı konu şuydu: “Bu olayın Yunan kuvvetleri tarafından 4 saatlik bir gecikmeyle anlaşılmış olmasından dolayı büyük şok altındaydık. Gözümüzü açanın ABD olmasından son derece rahatsızdık. Kardak krizi Yunanistan'ın zafiyetlerini ortaya çıkardı.” Dokuz yıllık sırra ilişkin ilk itiraf Yunanistan’dan geldi. Halen Türk komandolarının Kardak’a nasıl çıktığı, özellikle Yunanlar tarafından merakla araştırılıyor. Bu olayın en gizemli tarafı ise aslında işin askeri boyutu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu operasyonu nasıl yürüttüğü, Yunanistan’ı nasıl ‘tufaya düşürdüğü’ bir sır perdesi adeta...

Simitis’in kitabında sorduğu ama cevabını bulamadığı sırrı Tempo açıklıyor. Kardak krizi döneminde aktif görev alan bir askeri kaynağının verdiği bilgiler, Yunanistan’ın eski Başbakanı Simitis’in merak ettiği 4 saatlik kayıp zamana ilişkin gizemi çözüyor; aynı zamanda Türkiye adına önemli bir askeri sırrın da deşifresi anlamına geliyor.

Olayın tüm detaylarını ‘askeri sır’ olması nedeniyle vermek mümkün değil; ama Yunanistan tamamen ‘elektronik harp’ yöntemiyle etkisiz hale getirildi. Dijital saldırılarla Yunanistan gemilerinin tüm elektronik sistemi ‘felç edildi’. Kamuoyuna o dönemde aktarılan bilgilere göre, Yunanistan’ın en büyük deniz üssü Salamina’dan Kardak’a ulaşmak üzere yola çıkarılan gemilerin büyük bir bölümü çeşitli arızalarla yolda kalmıştı. Yola devam edenlerin de hızları ve savaş kapasiteleri sorunluydu. İşte, Tempo’nun yetkili ağızlardan edindiği bilgi bunun ayrıntılarını ortaya çıkarıyor.

Hedef, Yunan askeri sistemini bozmak

Kardak krizinin yaşandığı dönemde, Donanma Komutanlığı Gölcük’teydi. (1999 yılındaki depremden sonra merkez İzmir’e kaydırıldı.) Türkiye’nin en önemli savaş gemileri, firkateynleri ve denizaltıları burada konuşlandırılıyordu. Yavuz sınıfı firkateynler olan F240, 241, 242 hemen Gölcük’ten bölgeye sevk edildi.

Alman-Türk ortak yapımı olan ve bünyesinde Savaş Harekât Merkezi de bulunan bu firkateynlerin kimsenin bilmediği bir özelliği de ‘elektronik harp’ yeteneğine sahip olmalarıydı. Bu şekilde ne düşmana yakalanılıyor, ne de karşı taraftan füzelere karşı bir savunma gelebiliyordu.

Gölcük’teki donanma karargâhından o ‘büyük gece’, yani 30 Ocak gecesi emir gelmişti. Emri takiben, 2 saat içinde D-346 numaralı Alçıtepe muhribi hariç, tüm gemiler alargaya çekildi.

D-346 ise tersanede bakımdaydı. ABD yapımı bu muhrip daha sonra ‘jilet’ oldu. Eski ama vurucu güçlerden biriydi. Tüm donanması Ege sahillerindeydi. Marmaris Aksas Deniz Üssü, Foça Özel Eğitim Merkezi alarm durumunda adeta savaşa hazırlık yapıyordu. TSK planını yapmıştı. En ufak ateşe cevap verilecek, ABD bile karışamayacaktı. O gece Tansu Çiller başkanlığında toplanıldı. Ordunun durumu, Yunanistan’la savaşın ayrıntıları konuşuldu. SAT ve SAS komandolarının Kardak’a çıkmasına karar verildi.

9 yıllık sırrın ayrıntıları arasında yer alan bilgiye göre, mayın tarama gemisi görünümündeki dünyanın en gelişmiş teknolojisine sahip gemiler bölgede Yunanistan askeri sistemini bozmak üzere faaliyet içindeydiler. Hatta bu gemilerden Yunanistan telsiz ve telefon bağlantıları bile dinleniyordu. Hatta ilginç bir anekdot daha: Bir Türk denizatlısı, Atina açıklarına kadar gidip görevini tamamlayıp dönebilecek yeteneğe sahiptir.

Bilinmeyen başka bir ayrıntıya göreyse, Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Türk timinin adaya çıkacağı ve hepsinin öldürülmesi emrinin verildiği. Operasyonu haber almışlardı. Fakat Türk askerinde önemli bir istihbarat daha vardı. O da adaya çıkan Yunan askerlerinin teçhizat olarak yetersiz olduklarıydı. Hatta nereye gittiklerini bilmeden çok ani bir şekilde adaya çıkarılmışlardı. Pillerinin bile olmadığı bilgisi, Türk askeri istihbaratının elindeydi! Gece görüşleri çalışmıyordu. Sadece gemilerinin sonar ve radarlarıyla etrafı tarıyorlardı. F242 Yavuz tipi firkateyninden, karşı tarafın elektronik sistemlerini bozmak için saldırı yapıldı. 7 kişilik bir ekip 2.5 saat içinde düşman sistemini felç etti. 3 botla 18 kişilik komando timi adaya doğru yola çıktı, Yunan deniz kuvvetlerinin arasından geçip adaya çıktı. Yunanlar bunu ancak sabah saat 05.00 sıralarında fark etmişlerdi! Yunan sistemlerinin bozulmasının askeri anlamda üç sonucu vardı. Elde ettiğimiz bilgiye göre bunlar şu şekilde yorumlanıyordu:

1. Yunan donanması için büyük bir zafiyetti. Kontrollerindeki bir bölgeye 18 kişilik düşman timi sızıyor ve tüm Yunan donanması savaş durumunda!

2. Tüm elektronik sistemleri felç edildi. Mesela gemilerde füzeye karşı sistem vardır, füze gelirken radarda görünür ve gemiden metal parçaları fırlar, füzenin yönünü şaşırtıp hedefe çarpmaması sağlanır. Tüm sistemleri devre dışı kaldı ve sabah 05.00’e kadar Türk timinin adada olduğunu anlayamadılar.

3- Büyük bir prestij kaybı oldu, kansız şekilde bitti ama her ne şekilde olursa olsun Yunan Deniz Kuvvetleri çok büyük zarar görecekti, Gümüşlük sahili o sabah batarya doldu.

Kardak krizinin ardından 7 Şubat 1996 günü Genelkurmay Başkanı Hristos Limberis görevden alındı. Yunanistan, 9 yıldır bu sırrı çözemedi. Kardak krizinden ortaya çıkan sonuç şuydu: Türk ordusu Yunanistan’ı alt edebilecek güç ve teknolojiye sahipti...

---

Haber: Tutkun AKBAŞ

Yunan To Vima gazetesi, 1996 yılının Ocak ayında Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Kardak krizi sırasında, Yunan Deniz Komutanlığı (YDDK) ile bölgedeki Yunan savaş gemileri arasında telsizde geçen diyalogları yayınladı. Yunanistan'ın saygın gazetelerinden To Vima, 1996 yılının Ocak ayında Türkiye ile Yunanistan arasında meydana gelen Kardak krizinde, YDDK'nın 31 Ocak gecesi, bölgedeki Yunan gemileri ile gerçekleştirdiği telsiz konuşmalarını yayınladı. Gazeteye göre, Yunanistan birliklerinin iletişimi şöyle gelişti:

"00.47 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Kardak Kayalıkları'nın kuzeyinde helikopterler dolaşıyor'

00.55 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: "Hiçbir Türk, adaya adımını atmayacak. Uyarı ateşi kullanın. İmia (Kardak) Adası ve Farmakonisi ( Eşek Adası) korunsun'

01.04 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: '2 adet Black Hawk tipi Türk helikopteri bölgede. Biri Yavuz Firkateyni'ne yaklaşık 500 metre mesafede, diğeri Yavuz'un üstünde uçmakta'

01.25 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Bütün birlikler teyakkuz durumuna getirilsin. Bütün Türk birliklerini hedefinize alın. Her ihtimale karşı hazırlıklı olun'

01.37 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Helikopterler adaya güç indirmeye kalkışırsa ilk önce havai fişek kullanın, daha sonra uyarı ateşi kullanın, son olarak helikopterleri düşürün'

01.55 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Helikopterler firkateyne yakın durumdalar. Firkateyn adaya oldukça yakın. Helikopterler bölgeden uzaklaşıyor'

02.00 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Dikkatli davranın. Helikopterlerin uzaklaşması yanıltıcı olabilir'

03.15 YDDK'dan Navarino Helikopteri'ne: 'Batı Kardak'ta bir hareketlilik olduğuna dair bilgiler bulunmakta. Kontrol edip bize bildirin'

03.16 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Polemistis Gemisi'ne Batı İmia Adası'na deniz komandoları çıkarması için emir verin. Bu emrin gerçekleşme süresini bildirin'

03.30 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Batı İmia Adası'na 30 Türk komandosunun çıktığına dair bilgiler bulunmakta. Polemistis Gemisi projektör ile durumu kontrol etsin ve sonra adaya deniz komandolarını çıkarsın'

03.36 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Şu anda deniz komandoları şişme bota binmekte, 30 dakika içerisinde emir yerine getirilecek'

03.38 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne, 'Adada Türk komandosunun olup olmadığını hemen belirtin. Hemen öğrenmemiz gerekiyor'

03.42 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Hemen helikopter havalandırıp Batı İmia'yı kontrol edin. Bu kontrol, Yunan deniz komandoları varmadan önce yapılsın'

04.08 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Tekrar ediyorum. Yunan komandolar adaya çıkmadan Batı İmia Adası'nda kimsenin olmadığından emin olmamız gerekiyor'

04.25 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Helikopter adanın üstünde. Cevap bekliyorum'

04.26 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Şu ana kadar bir şey göremedi. Görüş açısı çok az'

04.28 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Bölgede yağmur yağmakta. Görüş açısı az'

04.29 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Helikopterden gelecek kesin sonucu bekliyorum. Başbakan cevap bekliyor'

04.47 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Adanın üstünden 4 kez geçti. Sonuç olumsuz. 40-50 metre yükseklikte uçmakta'

04.50 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Adanın üstünde bazı komandolar var. 10 Türk komandosu Batı İmia Adası'nda'

05.02 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Bizim komandolarımız Polemistis Gemisi'nde kalsın. Daha fazla bilgi toplansın'

05.04 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Helikopter geri dönsün'

05.05 Navarino Firkateyni'nden YDDK'ya: 'Helikopter ile irtibat kesildi. En son EMERGENCY-EMERGENCY sinyalini aldık'

05.40 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Bölgeden dost ve düşman birlikleri uzaklaştırılacak'

05.58 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Bölgeden gemilerimiz ve onların gemileri teker teker ayrılacak. Pirpolitis Gemisi en son komandolar ve bayrak ile ayrılacak. Siz düşen helikopter için bölgede kalıyorsunuz. Helikopterin mürettebatını belirtin'

07.12 YDDK'dan Navarino Firkateyni'ne: 'Bayrak ve komandoları toplayın. Karşı taraftan da aynı olayın yaşandığını belirtin'

Kısasa Kısas: İşlenen Suç Cinsinden Ceza; “Atom Nataşa” Operasyonu’na Katılan Bir SAS Komandosu’nun Anılarından Derlenen Roman

Göksev Olcay

BİLEŞİM YAYINLARI

Sen, soyunun kromozomlarından devraldığın; "Şövalyelik, Kavalyelik ve Askerlik" formlarından oluşmuş üç boyutlu genetik bir mirası, karizmatik yaşantında bonkörce harcayan bir hovardaydın. Ancak bu marjinal serüven nedeniyle, subaylık siciline kadar işlenen eleştiriler; kimi lobilerce, "aranan kriterler" olabilirdi! İşte bu yüzden, paramiliter bir istihbarat örgütü, sana kanca atmasaysı; belki de bugünün Deniz Kuvvetleri'nde, türünün son örneği olma özelliğini ve forsmajor statünü halen koruyor olacaktın...

Tufan Türenç: Elinizdeki gizemli kitap, S.A.S. komandosu Göksev Olcay oturmuş, büyük yüreklilikle yaşadığı S.A.S komando timlerinin gizemli yaşamlarını yazmış. Doğal olarakta ortaya soluk almadan okunup bitiverecek Kısasa Kısas adlı kitap çıkmış. Bu gizemli dünyada neler yok ki..

Ergin Konuksever: S.A.S komandosu Göksev Olcay, içinde yaşadığı günleri, ölümle kolkola dolaştığı heyecan dolu yaşamı Kısasa Kısas adlı romanında anlatıyor.Bir Amir O, kiriptoloji biliminin araştırdığı, Sualtında yaşayan bilinmeyen yaratıklar dizisinden bir örnektir.Başka Amir, O görünür kazadır! Türünün tek örneği kabul edilip, son örneği yapılmak istenen bir kurbandır.Diğer bir Amir, Hayat sigortası poliçesine göre O, tam Beş Milyon Dolar'lık bir adam....

Parmaklarımın ucuyla bir insanın ciğerlerini sökebileceğimi hissederdim, bana öyle gelirdi.

Birazdan okuyacağınız satırlar, hayatı özel operasyonlarla geçmiş bir SATSAS komandosuna ait. Görevi icabı yürüttüğü operasyonları konu alan Kısasa Kısas romanı kitapçılardaki yerini aldı.

Göksev Olcay'la kitabı, operasyonları ve derin devleti konuştuk. Emekli bir subay olan Göksev Olcay aynı zamanda karanlık sularda mayınları etkisiz hale getirebilecek kadar usta bir SAS ve SAT komandosu, hücresindeki tüm silah arkadaşlarını kaybetmiş; ama kendi yetenekleriyle hayatta kalmış bir istihbaratçı. Tabancasıyla yaban domuzu avlayacak kadar korkusuz ve iyi bir milli atıcı, yaptığı her sporda en iyi olmayı hedefleyen bir sporcu, rafine zevkleri olan bir denizci. Her ne kadar kendisi romanında bir idol yaratmak istemediğini söylese de bu özellikleri bünyesinde barındıran birine karşı hissedeceklerimiz ortak paydada kolayca buluşuyor.

Göksev Olcay kimdir, biraz anlatabilir misiniz?

Subay çocuğu olarak Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde yetişip kendi arzumla Deniz Lisesi'ne girdim. İlk üç dört yıl müzik faaliyetleriyle geçti. Bir gün Heybeliada'da bir Rum çocuktan dayak yedim; onun üzerine spora başladım ve Deniz Kuvvetleri'ne katıldım. Sonra kendimi komando olarak buldum. Tabii bu kimseye düşmanlık beslediğimi göstermez, tam tersine şükran duygumu gösterir. Benim bugün taşıdığım gururun kaynağı oldu o Rum çocuk. Biraz ileri yaşlarda evlenmeye fırsat buldum, evlendikten sonra da aşağı yukarı 10 yıl çocuğum olmadı. Evlendiğimin ertesi sabahı balıkadam kursuna başladım, 2,5 ay sonra SAS kursuna, daha sonra da SAT kursuna başladım. Arkasından Kıbrıs harekâtına gittik, sonrasında bir sene ABD'de eğitim aldık. Ardından da yine bir eğitim için üç ay Londra'da kaldım. Hayatın o kısmını biraz emekleyerek geçirdim.

Kitaptaki hikâyelerin ne kadarının gerçek olduğunu okuyan herkes merak edecektir. Bu romanda ne oranda gerçeklik payı var? Tarih vermek istemediğim için olayları farklı kurguladım ama bu olayların çoğu gerçek. Dikkatli bir okuyucu olayları çıkartabilir. Yetmişli ve seksenli yıllardaki sıkıyönetim devirlerinde geçiyor olaylar. O dönemlerde sıkıyönetim komutanlıkları çok geniş yetkilerle donatılmıştı. Çok özel olaylarda devletin asayiş gücü olan polise, politik nedenlerle güvenemedikleri için, polisin kendi içinde bazı ayrımcı gruplar olabildiği için çok özel nokta görevlerine ellerinde hazır bulunan SAS ve SAT timlerini gönderiyorlardı. O dönemde zaten polisin elinde bombalı pankartlar, bombalı paketler ve uçak kaçırma vakaları gibi olaylara müdahale edecek özel timler de yoktu. O yıllarda açılan siyasi şubenin bir grup polisine bizim verdiğimiz bir bomba imha kursunun da komutanıydım. O devirlerden sonra sıkıyönetim komutanları SAS ve SAT timlerini asayiş olayları dâhil, seçilmiş çok özel görevlere göndermeye başladılar.

RÖPORTAJ: ERKİN ÇAM


GERÇEK GİBİ ROMAN DEĞİL ROMAN GİBİ GERÇEK!!!

“Atom Nataşa” Operasyonu’na katılan bir (SAS) su altı savunma komandosunun anılarından derlenmiştir.

O’NUN İÇİN NE DEDİLER?

Bir Amir: O; kiriptoloji biliminin araştırdığı, “Sualtında yaşayan bilinmeyen yaratıklar” dizisinden bir örnektir.

Başka Amir: O görünür kazadır! Türünün tek örneği kabul edilip, son örneği yapılmak istenen bir kurbandır.

Diğer bir Amir: Hayat sigortası poliçesine göre O; tam Beş Milyon Dolar’lık bir adam.

İlk Amir’i: “İntiharından dahi hiç kimsenin sorumlu olamayacağını, buna, etkilerini kulllanmaktaki ölçüyü kaçırmasından ötürü ve kişisel, ruhsal nedenlerden dolayı karar vermiş olacağı” nın yazılması önceden planlanmıştı!.. Ayrıca, Karşıyaka Mezarlığındaki 069 nolu parselde 2 metre karelik tapulu bir arsanın, adına rezerve edildiğini müjdelemekten gurur duydum!..

Bir Medya Organı: “Sineği gözünden pireyi dizinden vurur. Mermiyi iğnenin deliğinden geçirir. Çiviyi ağaca mermiyle çakar.”

Sicil Referans: Rakibine ikinci bir el ateş ederse, bunun ısraf edilmiş bir cephane olduğu kuşku götürmez!

Anılardan: Sulu gözleri, her zaman olduğu gibi, armağan çakmağın üzerine kazınmış olan kelimelere yeniden takıldı: “Tüm personelden sevgilerle...”

Hangi personel?! Nerenin personeli?! Ne biçim bir sevgiydi bu sevgiler?! Türkiye cumhuriyeti tarihinde hiç bir zaman varolmamış, adı bile konulmamış ve varolduğu tezleri her zaman yalanlanmış olan hayali kurumun; kadrosunda rastlanılmamış, kayda geçmemiş ve hizmetleri hiçbir zaman anımsanmayacak olan hayali bir kahramanına, oranın hayaletleri tarafından armağan edilmiş, unutulmuş sevgilerin tek ve son kanıtıydı bu çakmak!...

İnanılır yalanların yüksek sesle söylendiği, fakat inanılmaz gerçeklerin sessizce söylendiği ve sonuçta tümünün örtbas edildiği tarihsel bir hesaplaşmanın son aktöründen, geriye kalan bir yaşam kesiti...

11/23/2006 - Sualtı Taarruz (SAT)

SAT BİRLİKLERİ

Dz.Kd.Yzb.Mustafa ERKOÇ yazısı


Son yıllarda hep söylendiği gibi soğuk savaş döneminin sona ermesiyle birlikte ortaya çıkan etnik çatışmalar, bağımsızlık mücadeleleri, bölgesel olaylar ve yıkıcı bölücü faaliyetler ile birlikte ÖZEL BiRLiKLERE olan ihtiyaçlar gündemi meşgul etmektedir.

Dünya üzerindeki varlığını artan bir önemle sürdüren özel birliklerce icra edilen çok özel görevler ve bu birliklerin değişik yönleriyle ele alınması verilen önemin anlaşılması bakımından son derece gereklidir. Bir çok ülkede bu tip birlikler hak ettikleri ve olması gereken komuta/kontrol yapı içinde yer almaktadır.

Dz.K.K. bağlı SAT (Deniz Komando) timleri son yıllarda icra ettikleri görevlere paralel olarak ortaya çıkan önemi ile birlikte bir soruyu da beraberinde gündeme getirmektedir!

"Acaba SAT istenen ve olması gereken yerde midir?"

Özel operasyonlar icra edebilen ÖZEL BİRLİKLER, konvansiyonel bir güç olmasına karşın farklılığını; mükemmel, becerikli adamlara sahip olması ve yüksek teknoloji kullanımı ile hissettirir.

21.yüzyılda değişen dünyada çevre ülkelerle yaşanan sorunlar, etnik olaylar ve yıkıcı ve bölücü faaliyetler nedeniyle yaşanabilecek muhtemel savaşlar, küçük çaplı, büyük şiddette ve özel birlik harekatları seklinde olabilecektir.

Özel birlikler, çatışma alanına ilk girecek öncü birliklerdir. Silahlı Kuvvetlerin özel muharebe ihtiyaçlarını karşılarlar. Genel olarak değerlendirildiğinde farklılık gösteren ana özellikleri şöyle sıralanabilir;

*Kaliteli/maceraperest personel.

*Çok özel, zor ve yüksek kalitede eğitim.

*Gelişmiş teknoloji kullanımı.

*Değişen konsept ile çok yönlü kullanım.

*Değişen durumlara uyabilme ve faydalı olabilme yeteneği.

Temel kuralların en önemlilerinden birincisi; deniz, hava ve kara harekatını istenen her şartta başarıyla icra edebilen yüksek kaliteli personelin seçimi ve belirlenecek yeterli bir sure görevde kalmasının sağlanmasıdır. Bu üstün özellikli ve yetişmiş insanlar özel birlik harekatları kapsamında bütün görevlerden başarı ile galip çıkmayı başarabilecek güce ve morale sahiptirler. Tecrübeler, görevin icrasındaki başarının arkasında özel birlik personelinin yeteneğinin ve maceraperest karakterinin olduğunu kanıtlamaktadır.

İkinci temel kural ise; özel birlik mensubu kişilerin konusunda uzman, imkansızı başarabilecek oranda, zor ve yüksek seviyeli standarda sahip eğitim almasının zorunlu olmasıdır. Ancak birinci sınıf bir eğitim istenen başarıyı garanti eder.

Barış şartlarında yapılacak eğitimler özel birlikleri gerçek bir durumda karşılaşacakları olaylar için hazırlamaya yetecektir. Yüksek risk içeren bölgelere sızmak ve görev icra ederek geri sızmak ancak; deniz, hava ve kara harekatını bir uyum içinde icra edebilen ve bu maksatla denizaltı, uçak, helikopter, özel lastik botlar ve diğer kara ve su üstü vasıtaları ile harekât yapabilen çok özel birliklerce başarılabilecektir.

Gegmi§te en çok kullanılan hedef bölgeye sızma yöntemlerden birisi de paraşüttür. Özellikle yüksek irtifadan (34000 Ft.) oksijen donanımı ile atlayarak havada uzun sureli intikal (HAHO) ya da direkt olarak hedef üzerine atlayış (HALO) tekniği ve bunlann kara veya deniz harekâtı ile devamı şeklindedir. Oldukça zor, iyi eğitim isteyen, ancak son derece etkili bir silah ya da sızma yöntemi olarak açıklanabilir. Halen tüm dünyada etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

Denizden sızma ise; denizaltılar, özel sualtı intikal vasıtaları (SDV) ve botlar ile icra edilen, etkili ve özellikle paraşüt ile bütünleştiğinde tespiti ve önlenmesi oldukça güç bir yöntemdir. Ancak yüksek kalitede kişilerin, almış olduklan zor ve özel eğitimlerle mümkündür.

"Özel birliklerin gücü, sahip olduklan özel yeteneklerinden gelmektedir."

İmkân kabiliyetleri oldukça yüksek olan özel birlikler barış şartlarında, yasalar çerçevesinde verilebilecek çok özel/gizli görevleri ve toplumu etkileyen anti-terör görevlerini de başarıyla icra edebilirler. Bu maksatla kullanılmaları söz konusu olduğunda normalden farklı olarak başta ABD ve birçok NATO ülkesinde olduğu gibi özel bir komuta-kontrol yapı içinde bulunmaları gerekmektedir.

Dz.K.K.lığına bağlı SAT timlerinin muadili yada benzeri görev icra eden bazı özel birlikler:

- ABD SEAL (Navy), RANGERS/GREEN, BERETS/DELTA FORCE (Army) Timleri,

- İngiliz SBS (Navy) ve Special Air Service (Army),

- Fransız GROUFUMACO (Navy) Timleri,

- İsrail KOMMANDO YAMi (Naval Commando) Timleri,

- Pakistan NSSG (Dz.Kuvvetleri Özel Harekat Dairesi) Timleri,

- Alman KAMPFSCHWIMMER KOMPANIE (Navy) Timleri,

- Hollanda ROYAL MARINIER COMMANDO (Navy) olarak sıralanabilir.

KÖRFEZ SAVAŞI süresince icra edilen "Çöl Kalkanı ve Çöl Fırtınası" harekatlarında ABD Özel Kuvvetler K.lığı (USSOCOM) savaşa destek açısından halen kendisine bağlı olarak görev yapan NAVY SEALs, ARMY Spec.Forces (G.Berets, Rangers, Delta Force) gibi özel birliklerini etkin bir şekilde kullandı. Yoğun keşif-istihbarat temini, düşman hatları gerisinde iHK görevleri ve yakın hava destekli (CAS) özel görevler yapıldı.

Orgeneral SCHWARZKOPF'un Savaşın başlarından itibaren özel birliklerini kullanma arzusu bu birliklere verdiği önemi göstermiştir. Irak toprakları derinliklerine sızan ABD SEAL ve DELTA FORCE timleri SCUD rampaları/hava savunma radarları vb. kritik hedeflerin Lazer Güdümlü Mermi (LGB) imkan kabiliyetli uçaklar tarafından nokta atışı ile imha edilmesinde etkin görev yaptılar.

Geçmişte ABD Deniz Kuvvetleri bağlı Deniz Komandolar (UDT/SEAL) tarafından çok başarılı özel görevler yapıldı. ilk görevleri Kasım 1942 Kuzey Afrika görevi ve 1944 Haziran' ında Normandiya' da amfibi harekat ile başladı. Kore savaşında Komunist Çin'e karşı limanlara ve gemilere yönelik sabotajlar yapıldı.

Vietnam Savaşı yıllarında SEAL timler Vietkong hatları gerisinde 153 büyük operasyon icra etti ve savaş esiri rehinelerin kurtarılmasında önemli görevleri başardı. 1983'de Grenada'da "Just Cause" harekatı ve 1989'da Panama hava alanının ele geçirilmesinde etkin rol aldılar.

Halen SEAL tim mensubu gönüllü personel arasından seçilerek oluşturulan SEAL TEAM-6 ise, diğer ABD özel birliği DELTA FORCE ile müşterek olarak anti-terör operasyonları yapmaktadır.

İngiliz SBS (Special Boat Squadron) ve Special Air Service timleri 2.Dünya Savaşı'nda Alman gemilerine ve Kuzey Afrika'da Alman ikmal yollarına taarruzlar tertipledi.

1977'de MOGADISHU'a rehine kurtarma operasyonu ve Hollanda'da MOLLUCCAN teröristlerince kaçırılan yolcu treninin kurtarılması, 1980'de Londra'da İran Büyükelçiliği operasyonu en başarılı görevleridir.

Mayıs 1982' de Falkland Adaları savaşında Arjantin hatIarı gerisinde özel görevler yaptılar. Körfez savaşında ise SCUD rampalarının koordinatlarını ABD ve İngiliz savaş uçaklarına bildirmek ve imhasını sağlamak üzere ABD SEAL timleri ile müşterek görev icra ettiler.

Fransız Deniz Komandoları (GROUFU-MACO) 1940'h yıllarda Kuzey denizi ve değişik harekat bölgelerinde Alman'lara karşı başarılı taarruzlar düzenlediler. Hollanda'da Walcheren Adaları harekatında 300 Deniz Komandosu 1500-2000 düşman askerini etkisiz hale getirerek adayı ele geçirdi.

1983-84'te Didon-IV operasyonu için Beyrut'ta görev yaptılar. Barışta deniz ve hava harekatı (Seaborn/Airborn) için yetiştirilmekte olan GROUFUMACO timleri, denizde ayrıca gemi zapt ve müsadere (BOARDING) görevi de icra etmektedir.

italyan COMSUBIN (Commando Subacquei de Incursori) timleri çok özel eğitimli Deniz Komando birlikleridir. Sualtı sinsi taarruzlarının ilk ve en eski timleridir. 1941'de bir grup XMAS savaş yüzücüsü Alexandria limanında iki İngiliz savaş gemisi batırdı. Soğuk savaş döneminde, bu farklı askerler batılı müttefiklerince çok değerli görülüyor ve komünist ülkelere karşı müştereken sabotajlar tertiplenmesinde başrol oynuyorlardı. Halen bir Amiral tarafından kumanda edilen bu çok özel birlik İtalyan Deniz Kuvvetleri ihtiyaçlarına yüksek seviyede cevap vermektedir. Barış şartlarında müstakilen veya müşterek olarak Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı bir şekilde uyuşturucu, anti-terör ve rehine kurtarma gibi operasyonlar icra etmektedirler.

İsrail Deniz Komandoları "FiLOTiLLA 13" 1943 yılında Filistin'deki Yahudi Savunma Kuvvetleri arasından seçilen gönüllülerin katılımı ile kurulmuştur. II.Dünya Savaşı'nda müttefiklerine sayısız katkıda bulunmuşlardır. Daha sonraları Mısır, Suriye ve Lübnan'da yüzlerce özel görev icra ettiler. 1967'de Alexandria limanında 6 komando denizaltıyı terk ettikten bir süre sonra yakalanmış ve İsrail özel birliğinin intikal ve sızma tekniklerini geliştirmede o tarih bir başlangıç olmuştur. Nitekim 1969 yılında önce Ras-EI Abadi üssüne taarruz gerçekleştirilerek Mısır hava savunması çok zayıflatıldı, sonra da 19 Temmuz'da Suveyş Kanalı güneyini kontrol eden adayı ele geçirerek ALTI-GÜN SAVAŞI' nda önemli bir rol oynadılar. 7 Eylül' de ise savaş yüzücüleri Ras Sabat limanında iki torpido gemisi batırdı. 16-17 Ekim'de Port Said' de sualtı ağlarını keserek ve imha ederek liman girişini denizaltılara açtılar. Haziran 1982'de PEACE FOR GALILEE operasyonu süresince Sidon-LÜBNAN' da büyük çaplı bir amfibi harekatta başarılı görev yaptılar.

Bu, çok özel eğitimli Deniz Komandoları son derece başarılı bir operasyonu daha 1988 yılında gerçekleştiriyordu. Akdeniz uluslararası hava sahasında gece sessizce süzülen C-130 uçağından paraşütle atlayarak İsrail Denizaltısı ile randevu tesis ediliyor, MOSSAD' dan seçilen ve KOMMANDO YAMI timlerince kısa surede özel olarak eğitilen 30 kişi ile birlikte bir KOMMANDO YAMi timi personeli sualtında seyreden denizaltıdan ayrılarak TUNUS sahillerine çıkıyor ve Filistin Kurtuluş Örgütü (PLO) liderinin sağ kolu ABOU JiHAD (Ebu Cihad)'i imha ediyor ve kayıpsız geri dönüyorlardı.

Pakistan Deniz Kuvvetleri Özel Harekat Dairesi (NSSG) 1966'da oluşturuldu. Bati Pakistan Hindistan ordusu tarafından işgal edildiğinde, NSSG Deniz Komando timleri BENGAL' deki isyan kamplarına saldırılar düzenlediler. Uzun yıllar HİMALAYALAR' da Hindistan kuvvetlerine karşı başarılı oldular. Limanlara taarruzlar, sabotajlar ve anti-terör görevlerini yıllarca başarı ile icra ettiler.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız bağlısı SAT (Deniz Komando) timleri ise 1963 yılında kuruldu. 1974'te KIBRIS' taki başarılı amfibi harekat sonrasında uzun sure sessiz kalmış ve önemi yeterince anlaşılamamıştı. Nihayet 19 yıl sonra gelen LUCKY-S, AVRASYA FERiBOTU operasyonları, iKİZCE HAREKATI ve IVAN-ÇERNİSKİ gibi görevlerde gündeme geldi. yüksek seviyede eğitimli, çok özel deniz, hava ve kara harekatını başarı ile icra edebilen, gönüllü kişilerden kurulu bu birim verilen önem nedeniyle son derece modern silah, malzeme/teçhizat ile donatılmış ve her an yeni başarılara imza atmaya hazır bir şekilde eğitimlerini sürdürmektedir.

SONUÇ : Benzer özellikte komando timleri tarafından icra edilen zor ve riskli görevlerin genel olarak başarılı operasyonlar ile sonuçlanması bu timlere verilmesi gereken önemin boşuna olmadığının açık bir delilidir. Yapılan görevlere bir başka açıdan bakıldığında, savaşta; ülkelerin ya da silahlı kuvvetlerin ihtiyacına daima en iyi şekilde cevap verildiği, barışta ise; özel operasyonlar ile geniş kapsamlı anti-terör ve barışa destek ya da insani yardım amaçlı harekatlar icra edildiği görülmektedir. Bunun bir diğer açıklaması ise özel birlik mensubu bir komandonun yegane heyecanı, motivasyonu, enerjisi ve isteği sadece ve sadece kendisine verilecek başarılması zor, riskli ve çok şey anlamına gelen özel görevlerdir.

Daima hazır ve ani müdahale kuvvetlerini oluşturan özel birimlerin nasıl ve ne şekilde kullanılacağına ilişkin stratejilerin tartışılmasına devam edilecektir. Planlayıcılar onları kullanmak için yapacakları planlarla her zaman zorlanacaklardır. Ancak doğru ya da yanlış, mutlaka bir plan yapmaları gerekecektir, Zira böylesine önemli özel birliklerin atıl durması heyecan ve motivasyon eksikliği gibi son derece tehlikeli bir durum ile karşı karşıya kalınmasına neden olacaktır.

Muhtelif düşünceleri değerlendirmek için konusunda uzman ve ihtiyaç sahibi değerli görevlilerden oluşan bir kurulu hayata geçirmek, söz konusu özel timlerin olabildiğince üst seviyede konuş, kuruluş ve komuta/kontrol yapısı ile gerçek anlamda özel birlik olabilmesi yolunda varsa eksik kalan hususların yerine getirilebilmesi için çalışmalara yön verilmesi yararlı bir adım olacaktır.

11/23/2006 - Sualtı Taarruz (SAT) 2

Komutanın son konuşması

Sevgili …. dönem Sualtı Taarruz (SAT) kursu mezunu arkadaşlarım.

Bugün SAT kursunuzun son günü.

Birazdan, brove töreninizle beraber SAT ihtisasınıza sahip olacaksınız.

Hepinizin SAT ünitelerine tayinleri çıkmış durumda; meyil izinlerinizi takiben yeni görevlerinize katılacaksınız. Bizler, en iyi şekilde yetişmeniz ve SAT ihtisasına layık birer subay/astsubay olmanız için elimizden geleni yaptık. Kursa başladığınızdaki mevcudunuza göre sadece çok az bir kısmınız bu güne ulaşma başarısını gösterdi.

Hepinizi yürekten kutluyoruz, bu büyük başarı sizlerin, size inanan ve destek verenlerin, birbirinizle dayanışmanızın ve takım ruhunuzun eseri.

Sizler, kurs süresince uyguladığımız bütün yoğun psikolojik ve fiziki baskılara dayandınız. Tüm eğitmenleriniz, meslek yaşamınızda karşılaşabileceğiniz her türlü zorluğu bu sekiz ay boyunca sizlere yaşatmaya çalıştı. Çok soğuklarda mücadeleyi, aşırı sıcakları, fiziki sınırınızın son noktasını görmeyi, aklınızın olanaksız dediklerini yapabilmeyi, güvenmeyi, bazen de güvenmemeyi, dostluğu ve kardeşliği bu kursta tattınız.

Artık sizler, dünyayı yerinden oynatmak için sadece bir dayanak noktası arayan usta askerlersiniz. Başınızı dik tutun ve göğsünüzü gere gere söyleyin ki, sizler artık SAT ihtisasına sahip birer savaşçısınız. Hepinizin şu anda, belki de hayatınızım en önemli anını yaşadığını, başarılması çok güç bir işi layıkıyla yerine getirmenin hazzını tattığınızı biliyoruz.

Bizler için de ne mutlu bir gün ki, siz değerli arkadaşlarımızı SAT ihtisaslı birer asker olarak karşımızda görüyoruz. Hepinizi tekrar tebrik ederiz.

Sekiz ay boyunca bizler size SAT olmanın her gereğini öğretmeye ve yaşatmaya çalıştık. Sizler de buna fazlasıyla karşılık verdiniz.

Sen Özcan; Temmuz sıcaklarında yaptığımız uzun mesafe koşuları sırasında, kaç kere çelme takılıp düşürüldüğünde ayağa kalktın ve yine koştun; kaç kere kulağına bu işi beceremeyeceğini ve bırakıp gitmeni haykırdığımızda, "hayır hocam; başaracağım, bırakmayacağım hocam" dedin ve devam ettin.

Sen İsmail; IBS şişme botlarla yaptığımız eğitimlerde, başınızda taşıdığınız bot yetmezmiş gibi bir de bizler tepenize çıktığımızda gıkını bile çıkarmadan o yorgun halinde koştun.

Sen Zeki; 40 metre derinlikte tüpünü kapattığımda havamı seninle paylaşacağımı sanmıştın, oysa ben sana hava vermediğimde panik yapmadan arkadaşının havasını kullandın ve sağ salim satha ulaştın. Sen Cenk; kısacık boyuna bakıp, "bu adamdan da SAT olur mu?" dediklerinde inat ettin, yılmadın ve o ufak tefek halinde 90 kiloluk eğitmenlerini sesini çıkarmadan sırtında taşıdın.

Sen Hasan; yemeden önce ağzında canlı canlı tuttuğun sevimli kurbağanı kaçırdığında, sana ceza olarak verdiğimiz yüzlerce şınavı hiç itirazsız çektin.

Cehennem haftasın da, gecenin bir yarısı silah ve bomba sesleri ile uyandırıldığımızda gözlerinizdeki endişe ile karışık sevinci görmediğimizi mi sanıyorsunuz? Ya da CUMA günleri kaykay'ları suresince, yüzünüzde acının yanı sıra oluşan tatlı tebessümleri? Sizler başardınız. SAT kursunun gereği olan tüm bu zorlukları başarı ile geçtiniz. Artık sizler de Silahlı Kuvvetlerimizin ve Türkiye' nin gözünde seçkin bir konuma sahipsiniz.

Ancak sizlere belirtmek istediğimiz son bir husus daha kaldı. Kurs boyunca tüm hedefiniz, SAT kursunu sağlım en bitirebilmek, bugün ulaştığınız mezuniyet gününü görebilmekti. Bu nedenle, her ne kadar bizler size SAT olmanın, takım olmanın ruhunu vermeye gayret etsek de, o heyecan ve endişe içerisin de bu ruhu tam olarak kavrayamamış olabilirsiniz. Sizler ancak, birazdan aşağıda açıklayacağımız herhangi bir olayı ruhunuzun en derin noktasında hissettiğiniz gün SAT OLACAKSINIZ .

SAT Grup Komutanlığı personeli ile çıktığınız ilk toplu koşu ya da yüzme eğitiminde, sonunda hiç bir ceza ya da ödül olmadığı halde, kimsenin ikinciliğe bile razı olmadığı, herkesin birincilik için mücadele ettiği o tatlı rekabeti gördüğünüzde, Gideceğiniz ilk kara birliklerine sinsi taarruz eğitiminde, yağan yağmur, kilometrelerce yol ve saatler boyu süren beklemeye aldırış etmeksizin elinizdeki plaketi birlik sınırlarından içeri bırakmaktan duyduğunuz hazzı hissettiğiniz de, Sualtından sinsi taarruz eğitimi icra ederken, gecenin kör karanlığı, uykunun en tatlı saatlerinde, altınızda yüzlerce metre su, yanınızda dalış arkadaşınız ve belli belirsiz fosforuyla bir pusulanın peşinde, bir gemi karinası ararken kendinize, ben kimim, burada ne yapıyorum, saat kaç gibi sorulan sormaya ve yine de bundan zevk almaya başladığınızda,

Me Guire eğitimi sırasında Helikopter ile yerden kalktığımızda ve yükseklik hayatınıza son verecek irtifaya geldiğinde, sizi tutan dağ ipinin bakımını yapan SAT'ların hayatınızda ne kadar önemli bir yeri olduğunu anladığınız ve her zaman birbirinize sıkı sıkıya güvenmeniz gerektiğini gördüğünüzde,

Bir denizaltı eğitiminde kaybolan arkadaşınızın, bir gün mutlaka geri döneceğine inandığınız da, Hepsi sizin birer parçanız olan SAT kardeşlerinizle bir düşman sahilinin keşfini yaparken başınızın üzerinden top mermileri uçuştuğunda,

Teröristlerin kaçırdığı bir gemide rehin kalan insanların hayatlarını kurtarmak için silahınızın namlusuna ilk merminizi sürdüğünüzde,

Ülkenizden çok uzaklarda, hiç bilmediğiniz denizlerde, ülkenizin gençlerini zehirleyecek esrar ve eroini taşıyan bir gemiyi ele geçirmek üzere ilk adımınızı attığınızda,

Güle oynaya bindiğiniz uçaktan gözünüzde yaşlarla inip, paraşütü açılmayan arkadaşınızın na'aşını kucakladığınızda, Karadeniz' in azgın sularında, zifiri karanlıkta denizaltı satıh yaptığında bir arkadaşınız eksik olduğunu fark ettiğiniz de, Görevden evine dönemeyen arkadaşınızın ailesine haber verme görevi size verildiğinde,

Yoğun geçen bir atış eğitimi sonrası, kulaklarınızda tatlı bir uğultu, elinize sinen barut kokusu ve silah yağını koklamaktan zevk aldığınızda,

Ülkenizin menfaatlerini ve toprağını korumak için çıktığınız bir kara parçasındaki düşman bayrağını Türk bayrağı ile değiştirdiğinizde,

40 metre derinlikte bulduğunuz bir helikopter enkazındaki arkadaşlarınızın cansız bedenini satha getirdiğinizde, İnsanlar sizden kahraman diye bahsettiğinde "sadece görevimizi yaptık" diyebildiğinizde,

Ailelerinizle tatlı bir tatil akşamı geçirirken, aldığınız telefonla birliğe yeni bir göreve çağrıldığınızda ve evden ayrılırken ailelerinizin yanaklarına kondurduğunuz öpücüklerin belki de son olduğunu düşündüğünüzde,

Çağrı cihazınız hiç susmadığında,

Bir denizaltı güvertesinden SDV (Sualtı intikal Vasıtası) ile ayrılıp 12 saat sualtında kaldıktan sonra tekrar denizaltı ile buluşup hala tebessüm ettiğinizde,

Bir futbol maçının başka hiçbir yerde SAT Grup Komutanlığı futbol sahasındaki kadar sert oynanamayacağını, çünkü o sahada top oynayanların kaybetmeye hiç tahammülleri olmadığını gördüğünüzde,

SAT' ların görev aldığı herhangi bir olayı kaçırdığınızda içiniz içinizi yediğinde, En ufak tefek gözüken bir SAT'ın bile yeri geldiğinde içinde bir volkan barındırdığını ve her an patlamaya hazır olduğunu bildiğinizde,

Kanınızdaki adrenalin seviyesinin ilk yükselişinde, bundan zevk almaya başladığınızda ve SAT olmanın dışında hiçbir mesleğin size bu duyguyu yaşatamayacağını anladığınızda,

Operasyona giden bir helikopter tam havalanmak üzereyken kapısını yumruklayıp göreve yetiştiğinizde ve ateşin tam orta yerinde olma ayrıcalığını kaçırmadığınız için sevindiğinizde,

10.000 feet yükseklikte açılan bir uçak rampasından güle oynaya kendinizi boşluğa bırakıp kuşlar gibi süzüldükten sonra Keçilik futbol sahasına indiğinizde,

SAT Grup Komutanlığı'nda geçirilen her günün mesai değil macera olduğunu anladığınızda,

Sizinle aynı işi yapabileceklerini iddia edenlere sadece tebessüm edecek hoşgörüye sahip olduğunuzda,

Tetik parmağınızın, bir ülkeyi savaşa sokacak kadar fazla güç barındırdığını fark ettiğinizde,

Ve sevgili kardeşlerim, bütün bunları paylaşan bir avuç insanın hayatlarının birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve kimse size söylemese de çok özel askerler olduğunuzu gördüğünüzde SAT olacaksınız, SAT.

"EN KOLAY GÜN DÜNDÜ"


KAYNAK: http://www.geocities.com/pisagorthkubilay/SATNamikekin.htm

Bu yazmış olduğu anıların en anlatılabilir ve en normal olduğunu var sayarsak, SAT ları anlamak için hayal gücümüzün sınırlarını zorlamak gerekecek sanırım. Şimdi Gerçek bir SAT ve SAT eğitmeni olan Namık Ekin'nin bazı ufak anılarını aktaracağım. Daha sonraları size Namık Ekin hocamızın hayatıyla ilgilide bilgiler vereceğim. Türkiye'nin gururu ülkemizin en büyük eğitmenlerinden biri. Bunun için ona çok teşekkür etmeyi borç biliyorum. Sonsuz saygı ve şükranlarımla komutanım...

1955 yılında Beylerbeyi Deniz Ast Subay Okuluna girdim. İmtahanlarda ilk 10 İçine girip 1. sınıf II. kısmında okula başladım. Çeşitli başarılar ve maceraların yaşandığı, Altı Yıl sonra Donanmaya 18 yaşında Ast. sb. Çvş. Olarak katıldım. İlk tayin yerim Kılıç ali paşa muhribine DSA ( Denizaltı Savunma Aleti) Oparatörlüğü idi. Yani düşman denizaltılarını yakalayan cihazları kullanıyordum. Gemimi düşman denizaltılarının üstüne yöneltiyor ve üzerlerine gelince, Su bombalarını fırlatıp denizaltıyı batırma operatörü olarak çalışıyordum.

1963 yılında 2 yıllık Ast Sb. İken SAT Kamando Kursuna işmen çağırılmıştım. O kadar sevinmiştim ki tarif edemem. Zira Gemide istediğim gibi spor yapamıyor ve lisan çalışamıyordum. 76 kişinin başladığı kursta 11 kişi kalınca kurs durduruldu. Bizi Kurtarma ve Sualtı Komutanlığında, balıkadam olarak tuttular ve Nisan 1963’te Amerikalı ve Türk Satlar tarafından açılacak 2. SAT Komando Kursu için hazırlamaya başladılar. Kasım ‘dan Nisan’a kadar vaktimiz vardı. Bu 5 ayda yüzlerce kişinin geleceği SAT kursuna hazırlandık.5 Nisan’da Amerikalı Sat’ lar geldi, ilk Türk Komandoları ve USA’lı hocalarla kurs başladı. İlk gün saçlarımızı “ 0 ” numara kesip kafamıza çeşitli şekiller verdiler, yazılar yazdılar. Hepimize takma isimler verdiler. Bitch- f**ken ass- sh*t face, Ass hole gibileri.

Aynı gün bok çukurlarına ve lağımlara sokup taciz etmeye başladılar. O gece 03:00’de yatıp Sabah 05:00’ de kaldırıldık. Sabah Koşu ve Jimnastiği yaptık, kahvaltıdan sonra Amerikalı SAT Bob Gallagher 1 nolu teftişlik elbiseler ile tabura gelmemizi söyledi. 5 dk. Sonra çakı gibi sıra geçtik. Subayların omuzlarında apoletler. Ast Subayların pazularında altın sırma Çavuş, Üst Çavuş, Baş çavuş rütbeleri parlıyordu. USA’lı SAT Er, stimy USA’lı kurs komutanından aldığı emirle Yüzbaşılardan başlayıp biz Ast Subaylara kadar hepimizin rütbesini söküp. Onbaşı olduğu halde Türk Yüzbaşılarının rütbelerini söktü. Kemal Şenyut hocamız ayaklarını açıp kollarını önünde kavuşturmuş ve dize “ Bu günden itibaren Allahınız benim” demişti. Bizde onun adını Allah takmıştık. Onu görünce Allah geliyor diye kaçacak, saklanacak yer arardık.Zira en büyük işkence, küfür ve ceza talimlerini o yaptırıyordu. Birde Amcamız vardı , Oktay Kızılyamaç Uncle (Amca) rolü oynuyor kurstan pes edip ( Quit) ayrılmayalım diye ara sıra moral verirdi. Oktay hocamız aynı zamanda yakın döğüş hocamızdı.Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları önünde. Gen. Kur. Bşk. Yaverinin elindeki tabancayı 2m. Uzaklıktan alınca Amerıkalı SAT’lar bile yakın döğüş Judo – Karate derslerini ona verdirdiler. Candemir Ast Subay en küçük rütbeli hoca olması dolayısıyle hep yüksek rütbeli subaylar üzerine oynar, onları taciz eder onların üstüne işer, küfür eder sinirlerimizi çelik gibi yapardı. Vietnam’a sonradan 5 kez katılıp Amerıkada en çok madalya alan savaşcı SAT olarak USA’da tarihe geçmişti. O hem sert, hem bilge, hem düşman rolu oynar. Türk hocalar öğretimde eksiklik yaptığı zaman müdahale ederdi. 2400 atlayış yapmış, bu paraşüt atlayışlarının çoğu gece techizatlı denize yapmıştı. Çetin GÖKAL, Şakir ve Emin hocalarım burada adlarını sayamadağım hocalarım, beni eğitmiş ve çok iyi bir SAT hocası olmamda emekleri geçmiştir.

İlk hafta 5 Nisan 1963 karadenizden giden soğuk su akıntıları boğazdan içeri girerken bizler Poyrazköyden keçiliğe doğru çıplak elbisesiz mayolar ile yüzmekte idik. O gün Barboros DENİZSEVER ismindeki arkadaşımız, Hipotermi denen rahatsızlıktan dolayı donarak ölmüştü. Naci KILDIRAN karın krampı geçirip iki büklüm kafası ve ayakları suda, poposu dışarıda tam boğulurken kurtarmıştık onu. O gün donanlar, ölenler acılar içinde kıvrananları görünce, SAT olmanın öyle herkesin yapacağı bir iş olmadığını bir kez daha anladım. Çok sportmen ve iyi bir yüzücü olan ben dahi Bu SAT kursunu bitirip, bitiremeyeceğimi bilmiyordum.

Bir gün hadi kalkın 7 mil yüzüceksiniz dediler. Bizi Takip adlı Torpido bota atıp Tuzla’ya götürdüler yolda Tuzla’dan Yalova’ya yüzeceğimizi söylediklerinde herkes birbirine şaşkınlıkla bakıyordu.

Kurs Komutanı Yüzbaşı Göktekin ellerini göğüsünde birleştirerek en sert yüz ifadeler ile şunları söyledi bize “ Arkadaşlar marmara denizi bir havuzdur nereye yürürseniz karaya çıkarsınız” ben gülerken suya atlamaya hazır, arkadaşlarıma şunları mırıldandım. “ Arkadaşlar Akdeniz bir havuzdur, Mersin’den denize girersin Cezair’den çıkarsınız.” Atla ! Komutu ile suya atladık Cazzz, diye bir ses su çok soğuk balık adam elbisesi yok. “ Allahım ben ne hata yaptımda beni bu kursa verdin” diye hem mırıldanıyor, hemde swıımbuddy’ im Ender ile palet vurmaya başlamıştık 4 saat sonra ilk suyumu verdiler. 5 saat sonra şeftali verdiler. Tüfekli boat muhafızı hocalar köpek balığı ihtimaline karşı hazır gözlüyorlardı bizi. Bu arada karacı ve Jandarma SAT kursunda olan subaylar bize yaklaşmaya başladılar. O sırada buddy’im ender’in büyük aptesti gelmiş onun yapıyor su üstüne kahverengi mayınlar bırakıyordu.

Bende Deniz komando kursunda karacılar bizi geçmesin diye enderi sırtından yakalamış, yedeğe almış, sanki boğulmuş birini kurtarır gibi çekiyordum. Neyseki işi çabuk bitti.

Akıntıya ve Lodos’a karşı Tuzladan Yalova’ya olan mesafeyi 5 saat 27 dk birinci olarak bitirdik. Cehennem haftaları denen bir hafta’da SAT’lara Özel işkenceler yapılırdı. Börlen dikenleri üzerinde çıplak süründürülür, ısırgan otları arasında mayo ile koşturulur, sürünürken popomuzdan sopa ile Taciz edilir ( Allahtan pantolon var üzerimizde) üzerimize işenir, “ daha hızlı orospular ” diye bağılırıldık. 2 gün sabah 02:30’da makinalı tüfek ve bomba sesleri ile uyandırıldık. Ben üstümde yatan, yılmaz Ast subay’ın ayakkabısını giydim 41 numara oysa benimki 42 numara bu aykkabılarla 3 saat 40 dk. 40 km koştum.

Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı Hava Grubu’na ait çift motorlu CASA CN235 tipi hafif nakliye uçağı ? sene önce düşmüştü.

Yurtiçi ve yurtdışı birçok operasyona katılan 34 özel kuvvet askerimiz, nasıl düştüğü hala tartışmalı olan bir uçak kazası ile şehit olmuştu. Bu olayı unutmayanların başında şehit aileleri ile Genelkurmay geliyor. Harp akedemilerinin web sayfasında rastladığımız CASA haberleri sizin için derledik. Bu arada bu olay için olduğu varsayılan bir komplo iddiasınıda aktarmakta fayda var. Muavenet adlı zırhlı gemimiz,tesadüf sonucu bir füze ile vuruldu. Eşref Bitlis paşa`nın ucağıda bir tesadüf eseri buzlandı. 11 Eylül`deki uçaklarda yine tesadüf eseri yerden dümenleri kilitlenerek pilotların istem dışı hareketleri ile binalara çarptırıldı. Bunlar iddia. Teknolojinin son noktasının geliştiğini göstermek için hep okudugumuz bir gerçek ise şu NASA kızıl gezegen Mars`a gönderdiği pantfinder adlı uzay aracını dünyadan gönderdiği radyo sinyalleri ile kontrol edebiliyor.İşin özü MARS`taki araçı bile kontrol edebiliniyor. Şehitlerimizin ruhları şad olsun ...

19.05.2001

34 aslan şehit oldu

Diyarbakır'dan havalanan ‘Bordo bereliler’in CASA CN235 tipi askeri nakliye uçağı, kalkıştan 25 dakika sonra kumanda arızası sonucu Malatya'da düştü. 1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 16 astsubay, 1 uzman çavuş, 10 er şehit oldu.Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı Hava Grubu'na ait çift motorlu CASA CN235 tipi hafif nakliye uçağı içindeki 34 askerle Malatya yakınlarında düştü. Uçağın kumanda arızası sonucu düştüğü tahmin ediliyor.Uçaktaki 1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 16 astsubay, 1 uzman çavuş, 10 er şehit oldu. Uçakta Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı ‘Bordo bereliler’, Doğal Afetler Kurtarma (Askeri AKUT) ekibi askerler bulunuyordu.

KUMANDA ARIZASI

Diyarbakır'daki 2'nci Hava Taktik Kuvvet Komutanlığı'ndan dün 12.50'de havalanan, Kara Pilot Yüzbaşı Yılmaz Tekgül ve Kara Pilot Üsteğmen Mahir Turan'ın yönetimindeki askeri uçak, saat 13.15 sıralarında 5 bin 600 metrede ve saatte 444 kilometre hızla uçarken kumanda arızası meydana geldi.Pilot Tekgül, Erhaç Hava Üssü ile irtibat kurarak zorunlu iniş izni istedi. Hava Üssü'nde hemen hazırlık başlatıldı. Piste iniş için birkaç saniye daha dayanamayan uçak, Erhaç'a 3 kilometre kala havacılıkta tono adı verilen hareketle sol kanadının üzerinde dönmeye başladı. Yağmur ve dolunun yağdığı bölgede hızla irtifa kaybeden uçak, virile (döne döne düşmek) girdi. Tamamen kontrol dışı kalan CN235 tipi uçak, Malatya Akçadağ İlçesi'ne bağlı Gülyurdu ve Yağmurlu Köyü arasında, Muhittin Erhan'a ait kayısı bahçesiyle yakındaki pancar tarlasına çakıldı. Uzun uçuş yapacağı için yakıt depoları tam dolu olan uçak yere çarpmayla birlikte büyük gürültüyle infilak etti ve alev alev yanmaya başladı.

MÜHİMMAT DA PATLADI

Uçaktaki askerlerin mühimmatlarının da infilak etmesiyle ortalık cehenneme dönerken, metal ve ceset parçaları geniş bir alana yayıldı. Bölgeye ulaşan ekipler, kurtulan olmadığını görünce, geniş bir alana dağılan ceset parçaları ve enkazı topladı.Şehit binbaşının Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Hava İkmal Komutanı Lütfü Ceylan olduğu açıklandı Tanık: Uçak düşerken 2 kişi atlamak istedi Görgü tanıklarından bazıları uçak düşmeden önce bir patlama sesi duyduklarını öne sürdüler. Bazı görgü tanıkları da uçak yere çakılmadan birkaç saniye önce 2 kişinin uçaktan atladığını, ancak onların da kurtulmadığını söylediler. Ancak bu iddialar doğrulanmadı. Görgü tanıklarından İsmail Ertaş, evde oturdukları sırada bir uçak sesi duyduklarını kaydederek şunları söyledi: ‘‘Hemen ardından uçağın sesinde büyük bir değişiklik oldu. Uçak köyün yakınındaki iki evin üzerine doğru hızla alçalıyordu. Evlerin üzerine düşüşünü beklerken, pilot ani bir manevra yaptı. Uçak, ilerdeki kayısı bahçesine doğru yöneldi. Bu sırada pilotların atlamaya çalıştığını gördük. Ancak uçak dikine yere çakılınca, pilotlar da atlayamadı. Sonra büyük bir patlama oldu. Kaza yerine gittiğimizde, uçak yanıyordu. Sivil giyimli iki kişinin cesedini gördük. Her tarafta ceset parçaları ve cok sayıda parçalanmış silahlar da vardı.’’ Görgü tanıklarından Ömer Demir de, şunları anlattı: ‘‘Uçak havada süzülürken aniden farklı bir ses gelmeye başladı. Uçakta yanma yoktu. Aniden yakınımızdaki kayısı bahçesine dik olarak düştü ve büyük bir patlama oldu. Uçak yanmaya başladı. Yaklaşmaya çalıştık ancak uçak yanıyordu ve paramparça olmuştu.’’ Akçadağ Belediye Başkanı Haydar Karaaslan da, ‘‘Geldiğimizde herşey bitmişti. Et parçaları sağa sola yayılmıştı. Küçük yangınları söndürdük. Kısa süre sonra Erhaç'tan gelenler oldu. Ancak yapacak bir şey yoktu’’ dedi.


SAT'LARIN VE SAS'LARIN DOĞUŞU

Dünya çapında organize edilmiş Ilk sualtı taarruz elemanları II Dünya Savasinda İtalyan Kraliyet Dz. Kvv. bağlı olarak görev veren "Gamma Birliği" oldu.

Bu küçük grup, komutan J. Valerio Borghese tarafından komuta edilmiş, özellikle İngiliz olmak üzere birçok hedefi başarıyla vurmuş ve en önemlisi, şimdi bile kullanılan birçok taktik ve tekniği (örnek olarak şimdiki Swimmer Delivery Vehicle, SDV'lerin meşhur "babasi" Maiali -sonra Ingiliz Chariot) geliştirip kullanmıştır. Kisa bir süre sonra US "Özel dalgıçları" (UDT - Underwater Demolition Team) Atlantik ve en çok Pasifik sahnesinde olmak üzere devreye girmiş ve birçok çıkarmadan önce sahil devriye ve keşif işlevlerini yerine getirmişti. Vietnam savaşı sırasında UDT'lerin kabiliyetlerinden istifade edilip gemi ve sahil tesislerine baskınlar düzenlenmiş, ihtiyaç gereğince bazı UDT personele karaya yönelik eğitime ağırlık vererek SEAL timleri oluşturulmuştur.

Türkiyede bu konuda gelismeler çok daha yakin zamanlara dayanıyor:

ilk SAT grubu 1963 yilinda ABD'den (San Diego) gelen UDT/SEAL kursu öğretmenlerinin İskenderun yakınlarında açtığı ve yürüttüğü kurstan mezun olan personel ile oluşmaya başladı.

İlk ismi Sualtı Komando (SAK) olmakla beraber bilahara teşkil edilen SAM (Sualtı Müdefaa) ile birlikte SAS (Sualtı Savunma) ve SAT (Sualtı Taarruz) Grup Komutanlığı olarak Kurtarma ve Sualtı Komutanlığına (KSK) bağlıydı. 1974'de SAS ve SAT Grup Komutanlığı (GK) kuruluş değiştirerek Donanma Komutanlığı emrine girdi, ancak Gölcük civarinda uygun yer olmadığından tekrar KSK altına döndü (1). Grup, Kıbrıs harekatı sırasında ilk defa hedef sahili çıkarma öncesi teftiş ederek aktif görev aldı.

SAS GK'nin ABD'deki karşılığı EOD (explosive ordinance disposal) timleri olup, ilk defa II Dünya Savaşı sonrasında halkın güvenliği için tehlike arzeden patlamamış mermi, mayın, torpido gibi maddeleri etkisiz hale getirmek için kuruldu. Türkiye'de bu görevi 1966 yılına kadar mayın imha ekipleri üstlenmişti, ancak gelişen harp silah ve araçlarını daha iyi takip edebilmek için bu timleri özel eğitime tabii tutmak gereği duyulmaya başlandı: EOD timlerini kurup, bazı dalgıç personeli ABD'ye, EOD kursuna göndermenin zamanı gelmişti. Böylece kurulan timlere sualtı müdefa (SAM) ismi verilerek Dz. Kvv. bünyesine katıldı ve SAT ile aynı komutanlık altında birleştirildi. '80 li yıllara kadar amfibi harekat görevleri olmayan bu timlere 3,5/5 kulaç arasında bölgede mayın temizleme görevi de verildi. Bu sıralarda ortaya çıkan ihtiyaç nedeniyle SAS'lardan bazı kritik tesis ve limanların sinsi taarruzlara karşı korunmasında da istifade edilmesi yoluna gidildi.

Kuruluş şekilleri izah edilen SAT ve SAS timleri günümüzde bile pek tanınmamaları ve görev ayrımları medya tarafindan genellikle doğru olarak yapılmadığı için SAS/SAT olarak beraber anılmış, hatta EOD ve UDT olarak değişik görevli değil de, yanlış şekilde tamamen birbirine alternatif iki SEAL grubu gibi tanıtılmıştır.

Ana Sayfaya Dön
Genetik Yapısı Değiştirilmiş Gıdalar-GDO Tehlikeli Mi?
Maden Savaşları ve HIV/AIDS Salgını Arasında Bir Bağlantı Var Mıdır?
Zihin Kontrolü, Genom Projesi, Etnik Silahlar Gerçek Mi?
Suni Deprem Yaratılabilir Mi? Elektromanyetik Silahlar Gerçek Mi? HAARP Nedir?
Bordo Bereliler ve SAT-SAS Komandolarımızın Sıradışı Eğitimi
Türkiye'de Atom Bombası Var Mı?

NOT: BU BİLGİLER TAMAMEN İNTERNETTEN DERLENMİŞTİR, SİTEMİZ BU BİLGİLERDEN SORUMLU DEĞİLDİR!
Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap

Basın ve Yayın Haber Siteleri