Yangınlar ve kuraklık çam balında rekolteyi düşürdü

Balparmak Genel Müdürü Özyurt, kuraklık ve orman yangınlarının çam balı rekoltesini düşürdüğünü belirterek, “Burada ciddi bir arz piyasadan çekilince, oluÅŸan boÅŸluk maalesef doÄŸal olmayan birtakım ürünlerle kapatılmaya çalışılıyor.” dedi.

Yangınlar sebebiyle Marmaris’teki Kızılçam ormanlarında hasar oluÅŸtuÄŸunu belirten Balparmak Genel Müdürü Onur Özyurt, “Bununla birlikte maalesef çam balı rekoltesinde bir düşüklük yaÅŸanıyor. Geçen yıl da küresel ısınma ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin etkisiyle bir düşüş yaÅŸamıştık. Bunun nedeni de Kızılçam üzerinde yaÅŸayan Basra böceÄŸi popülasyonundaki düşüklüktü. Bu sene bölgeden aldığımız haberlere göre Basra böceÄŸi popülasyonu kendini toparlamaya baÅŸlamış. Fakat orman varlığındaki hasar ve yangınlar sebebiyle sezonun geç baÅŸlaması neticesinde bu sene çam balı rekoltesi geçen seneki seviyelerin de bir miktar altında olacak.” diye konuÅŸtu.

Özyurt, rekolte düşüklüğü neticesinde piyasada ortaya çıkabilecek doÄŸal olmayan bal konusunda uyarıda bulunarak, “Türkiye’deki çam balı üretimi toplam bal üretiminin yaklaşık yüzde 20’sine tekabül ediyor. Burada ciddi bir arz piyasadan çekilince, oluÅŸan boÅŸluk maalesef doÄŸal olmayan birtakım ürünlerle kapatılmaya çalışılıyor.” ifadelerini kullandı.

“Çam balı Türkiye’nin ihracatta markası olabilir”

Türkiye’nin ihracatta çam balı özelinde önemli bir potansiyeli olduÄŸunu vurgulayan Özyurt, “Türkiye dünya çam balı üretiminin yüzde 95’ini yapıyor. Yüzde 5’i de komÅŸumuz Yunanistan’da yapılıyor. Çam balı yapısı ve besin deÄŸerleri anlamında çiçek balından farklı özellikler taşıyor. MarkalaÅŸma anlamında ülkemizin yapabileceÄŸi çok ÅŸey ve yaratabileceÄŸi katma deÄŸer var.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

MarkalaÅŸma konusunda Yeni Zelanda’da üretilen Manuka balının hikayesini örnek veren Özyurt, “İhracat deÄŸerleri ülkemizin çam balı ihraç deÄŸerinin kilogram bazında yaklaşık 10 katı kadar. Bizim ortalama satış fiyatımız kilogramda yaklaşık 3,5-4 dolar iken Manuka balı 35-40 dolarlara satılıyor. Bu, hem Yeni Zelanda’nın reklamla markalaÅŸması, hem de Manuka balıyla ilgili yapılan akademik çalışmaların çoÄŸalması ile ilgili. Biz de Ar-Ge merkezimizde çam balı üzerinde çalışmalar yürütüyoruz. Hedefimiz çam balının dünyada bir Manuka balı gibi bilinirliÄŸe ulaÅŸması ve katma deÄŸerli ihracat.” ifadelerini kullandı.

“Kuraklık tüm dünyada bal üretimini etkiledi”

Bu yıl Ar-Ge merkezlerinde yaptıkları kalite testlerini geçebilen numunelerin sayısında düşüş yaşandığına değinen Özyurt, şunları söyledi:

“Merkezimiz düzenli olarak analizler yaparak bize ulaÅŸan numunelerin hem Türk gıda kodeksine uygunluÄŸunu hem de bizim kendi kalite standartlarımıza uygunluÄŸunu tespit etmeye çalışıyor. GeçtiÄŸimiz 10 yıllık ortalamalarımızda bize ulaÅŸan numunelerin yüzde 50’i kadarını kabul ediyorduk. Bu sene maalesef kabul oranlarımız bir miktar düştü. Bu sene tabi çam balı rekoltesi çok gündemde oldu yangınlardan dolayı ama çiçek balında da kuraklık kaynaklı rekolte düşüşü var. Bize ulaÅŸan numunelerin kalitesinde de bir miktar azalma olduÄŸunu görüyoruz. Küresel ısınma bir bölgesel ve global gerçek. Önceki ay Almanya’da katıldığım bir gıda fuarında Avrupalı diÄŸer bal paketleyicisi ve üreticisi firmalarla da görüştük, Ukrayna’dan Macaristan’a ve Fransa’ya olan coÄŸrafyada önemli bal üreticileri buralarda yer alıyor. Oralarda da kuraklıktan dolayı bir rekolte azlığı görülüyor.”

“Balın kalitesini anlamanın tek yolu detaylı analiz”

Balın taÄŸÅŸiÅŸe en açık ürünlerden biri olmasına karşın geliÅŸtirdikleri analiz sistemiyle 300’den fazla parametrede deÄŸerlendirme yaptıklarını vurgulayan Özyurt, şöyle konuÅŸtu:

“Ar-Ge merkezimiz TÜBİTAK tarafından da akreditedir. Dolayısıyla buradaki analiz çalışmaları ve üretilen raporlar 3. kiÅŸiler tarafından da tanınmaktadır. Burada 2 tür iletiÅŸim faaliyetinde bulunmaya gayret ediyoruz. Bir tanesi baldaki taklit ve taÄŸÅŸiÅŸin önüne geçmek için metot geliÅŸtirilmesi ve ilgililerle paylaşılması. Gururla söyleyebilirim ki dünyada ilk kez esmer pirinç ÅŸurubunun ‘marker’ını bizim Ar-Ge merkezimiz tespit etti ve biz bu metodu hem hakemli bir bilimsel dergide yayınlayarak kamuoyuna mal ettik hem de diÄŸer analiz yapan laboratuvarlarla paylaÅŸtık.

İkinci tür iletiÅŸimimizde tüketicilerimize yönelik oluyor burada yapılan analizler bir karekod vasıtasıyla tüm ürünlerimizin ambalajlarının üzerine basılıyor. Tüketicilerimiz bu karekodla ürünün içeriÄŸine dair analiz raporuna doÄŸrudan ulaÅŸabiliyorlar. Bunu da sektörümüzde bildiÄŸimiz kadarıyla yapan tek markayız. Kovandan sofraya doÄŸal ve gerçek balı ulaÅŸtırma yolculuÄŸunda tedarik zinciri ÅŸeffaflığı anlamında da elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.”

“EÄŸitimlerle arıcılıkta yeni metotlara yönelmeyi teÅŸvik ediyoruz”

Arıcılık tekniklerinde yeni yöntemlerin kullanılmasına ihtiyaç olduÄŸunu vurgulayan Özyurt, “Hem arı kolonilerinin varlığının korunması hem de kovan başına alınan verimin artırılması anlamında mümkün olduÄŸunca modern tekniklere yönelmekte fayda var. Bizim MuÄŸla Ula’da yerleÅŸik bir Arıcılık Akademimiz var, aynı zamanda bir mobil karavanımız var. Amacımız katma deÄŸerli arı ürünlerinin artmasını teÅŸvik etmek. ÖrneÄŸin bu sene MuÄŸla’da arıcılarımızın yaÅŸadığı ekonomik kaybı telafi etmek için diÄŸer arı ürünlerine yani polen, propolis gibi ürünlere yönelimi artırmaya çalışıyoruz.” dedi.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir