Çocukların kullandığı “diyabet sensörü”yle ÅŸeker 24 saat takip altında
Çocukların kullandığı "diyabet sensörü"yle şeker 24 saat takip altında
Her yıl 1500 çocuÄŸa tip 1 diyabet tanısının konduÄŸu Türkiye’de hastaların hayatını kolaylaÅŸtıran diyabet sensörü, kandaki glikoz seviyesini her 5 dakikada bir uyumlu akıllı cihazlara göndererek ÅŸekerin takibini saÄŸlıyor.
Glikoz seyrini gece ve gündüz 24 saat görmeyi sağlayan diyabet sensörüyle aileler çocuklarının kan şekerlerini uzaktan izleyebilirken çocuklar da parmaktan iğneyle yapılan ölçüm acısından kurtuluyor.
Türkiye’deki 30 bin tip 1 diyabetli çocuktan bir olan 12 yaşındaki ortaokul öğrencisi Hanzade Fırat’a, 10 ay önce hastalığa yakalandı. Dünya Diyabet Günü’nde hastalıkla mücadelesini AA muhabirine anlatan Fırat, teÅŸhis konmadan önce çok hızlı kilo verdiÄŸini ve kendisini yorgun hissettiÄŸini anlattı.
Fırat, “GeçtiÄŸimiz ocak ayında tanıyı aldığımda ÅŸeker hastalığının ne olduÄŸunu bilmiyordum. Annemler bana açıkladı. TeÅŸhisin hemen ardından 3 gün yoÄŸun bakımda kaldım. Benim için zor bir süreçti.” dedi.
Sonrasında yeme ve içmesine özel önem verdiÄŸini aktaran Fırat, “Eskisine göre dengeli beslenmeye baÅŸladım. Belki de hastalığın benim için iyi yanı bu oldu. Bu dengeli beslenme nedeniyle ÅŸimdi kendimi daha iyi hissediyorum.” diye konuÅŸtu.

Fotoğraf: İslam Yakut/AA
“Artık iÄŸne yapmaya alıştım, kendi başıma halledebiliyorum”
Fırat, hastalığının en zor yanının gün içinde yapmak zorunda kaldığı iğneler olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İğne yaparken zaman zaman canım çok yanıyor. Gün içinde ÅŸekerim yüksek olursa çok iÄŸne yapıyorum, bazen normal seyrediyor, hiç yapmıyorum. Artık iÄŸne yapmaya alıştım, kendi başıma halledebiliyorum. Bazen çok iÄŸne yapmaktan bıkabiliyorum, o zaman ailem yardım ediyor. Bu hastalıkla mücadelede çok stresli olmamak gerekiyor. Stres kontrolünü baÅŸardığımı düşünüyorum.”

Sensörlerin diyabetli çocukların hayatında taşıdığı öneme deÄŸinen Fırat, “Koluma taktığım sensör sayesinde günde birçok kez parmağımı delmek zorunda kalmıyorum. Bu da canımın yanmasını önlüyor. DeÄŸerlerimi, sensör sayesinde telefonumdaki uygulamada görebiliyorum. Åžekerim yüksek ve düşük olduÄŸunda bildirim geliyor. Aynı zamanda bu bildirim aileme de gidiyor. Åžekerim çok düştüğünde fark etmiyorum bile sensör sayesinde bildirim geldiÄŸinde hemen bir meyve suyu içiyorum ve normale dönüyorum.” ifadelerine yer verdi.
Hanzade Fırat’ın annesi Berna Fırat, kızının tip 1 diyabet olduÄŸunu öğrendikten sonra hastanede zor bir süreç geçirdiklerini belirterek, ÅŸunları kaydetti:
“Diyabetin ne olduÄŸunu biliyoruz fakat tip 1 diyabeti bilmiyorduk. İlk baÅŸta hastalığı, ÅŸekeri kısarak, yiyecek içeceklerine dikkat ederek çözebiliriz diye düşündük. Çok da mücadele etmemiz gereken bir rahatsızlık olduÄŸu asla aklımıza gelmedi. İlk tanı aldığımızda kızım, yoÄŸun bakıma alınınca çok tedirgin olduk. İşte orada ÅŸekerin çok yükselebileceÄŸi ve çok düşebileceÄŸi bize anlatıldı.”

“Kızım okuldayken bu bildirimi aldığımızda hemen kendisine ulaşıyoruz”
Hastalığı problem etmeden hayatlarını sürdürdüklerini, kızının yiyeceklerine dikkat ettiklerini ve spora yönlendirdiklerini belirten Fırat, “Glisemik endeksi düşük yiyeceklerle besleniyor. Hastalıkla mücadelede öğün saatleri ve stres yönetimi çok önemli. Bunları bir düzene koyunca problem olmuyor. Ancak hayatın akışı içinde her zaman stresten uzak kalmak mümkün deÄŸil. Stresli günlerde kızımın ÅŸekeri tavan yapıyor.” diye konuÅŸtu.
Fırat, kızına takılan sensörle cep telefonu üzerinden şeker değerlerini takip edebildiklerini aktararak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kızım okuldayken bu bildirimi aldığımızda hemen kedisine ulaşıyoruz, bu durum sınıftaki konsantrasyonunu bozsa bile. Özellikle belirtmek isterim ki her çocuÄŸun bizim kullandığımız bu sensöre kavuÅŸması gerekiyor. Sensörlerin de SGK tarafından karşılanmasının çok önemli olduÄŸunu düşünüyorum. Sensörler, yurt dışından getirtiliyor ve maliyetleri çok yüksek. Bu da dar gelirli aileleri maddi açıdan zorluyor. ÇocuÄŸunun her gün kedisine iÄŸne yaptığını görmesi, arkadaÅŸları istediÄŸi her ÅŸeyi yerken onun kontrollü olması bir anne olarak beni üzüyor. Buna raÄŸmen tüm annelere hiç bir zaman pes etmemelerini ve enerjilerini yüksek tutmalarını tavsiye ediyorum.”

“Diyabetli çocukların hayatını kolaylaÅŸtıran sensör bir lüks deÄŸil”
Pediatrik Endokrinoloji ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Hatun ise çocuklarda görülen diyabetin yüzde 98’inden fazlasını tip 1 diyabet olduÄŸunu belirterek, şöyle devam etti:
“Tip 2 diyabetten farklı bir hastalık, seyrek görülüyor, ani baÅŸlangıçlı. DoÄŸuÅŸtan deÄŸil, genlerin sınırlı bir etkisi var. Neden olduÄŸunu kesin bilmiyoruz. İnsülin tedavisi sayesinde, tip 1 diyabetli çocukların normal çocuklar gibi hayatını sürdürmesini saÄŸlıyoruz. Ülkemizde yaklaşık 30 bin tip 1 diyabetli çocuk var. Her yıl bin 500 çocuÄŸun yeni tanı aldığını görüyoruz. Dünyada ise 1 milyon tip 1 diyabetli çocuk var. Bu hastalık çok sık görülmediÄŸi için toplum hastalık konusunda çok bilinçli deÄŸil. Bu nedenle her ’14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde bu diyabet çeÅŸidini tanıtmaya çalışıyoruz. İlk baÅŸta çocukları zorlayabilir ama gereken önlemler alındığında bütün tip 1 diyabetli çocuklarda yaÅŸamını normal bir ÅŸekilde sürdürebilir. O yüzden üzüntüyü geride bırakıp, diyabetle arkadaÅŸ olmayı öneriyoruz. Bunu bir felaket olarak algılamamak lazım.”
Prof. Dr. Hatun, diyabetli çocukların hayatını kolaylaştıran sensörlerin bir lüks olmadığının altını çizerek, sensörlerin diyabetli çocukların tedavisini ve hayatını değiştiren en önemli ilerleme olduğunu söyledi. Hatun, sensörlerin diyabetli çocuklar ve ailelerinin hastalığa bağlı stres ve korkusunu azalttığını aktardı.
Kaynak: AA