Bakan Göktaş: Kadına yönelik şiddetle mücadelemizin kesintiye uğraması gibi bir durum söz konusu dahi değildir
Bakan Göktaş: Kadına yönelik şiddetle mücadelemizin kesintiye uğraması gibi bir durum söz konusu dahi değildir
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı GöktaÅŸ, İstanbul SözleÅŸmesi’ne iliÅŸkin, “Kadına yönelik ÅŸiddetle mücadelemiz tek bir sözleÅŸme ile baÅŸlamadığı gibi onun olmaması durumunda da kesintiye uÄŸraması gibi bir durum söz konusu dahi deÄŸildir.” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının 2025 yılı bütçesine ilişkin yapılan görüşmelerde milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini cevapladı.
Göktaş, Bakanlığının, ülkenin en hassas kesimlerine hizmet götüren bir kurum olduğunu, bu anlamda, milletvekillerinin gösterdiği hassasiyeti çok iyi anladığını ifade etti.
Bakanlığının, 85 milyon vatandaşa hizmet götüren, her haneye temas eden bir kurum olduğunu belirten Göktaş, vatandaşların ihtiyaçlarını en doğru şekilde tespit etmeye çalışıp, bu ihtiyaçlara yerinde, hızlı ve etkili çözümler sunduklarını söyledi.

Bakan Göktaş, önceliklerinin toplumun tüm kesimlerine eşit şekilde ulaşmak olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
“Kadın, çocuk, yaÅŸlı ve engelli gibi hassas grupların haklarını korumak, onların yaÅŸam kalitelerini artırmak, toplumsal hayata tam ve eÅŸit katılımlarını saÄŸlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Dünyada yaÅŸanan geliÅŸmeler ve krizlerin yol açtığı sosyal sorunlar, siyasi, ekonomik ve sosyal görünümü ciddi manada etkilemekte. Bakanlık olarak, toplumsal dayanıklılığımızı artırmak için bu sorunları titizlikle deÄŸerlendiriyoruz. Bu kapsamda, iki önemli mekanizmayı daha devreye sokuyoruz. Bunlardan ilki Sosyal Risk Haritası, bu çalışmamızla toplumdaki bir arada yaÅŸama kültürünü bozma, bireyi ve aileyi saÄŸlıksız zeminlere taşıma ihtimali olan olası sosyal olguları belirliyoruz. Åžiddet vakalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Bu sosyal olgulara dair risk faktörlerini hesaplayarak hane bazlı erken bir müdahale sistemi kurguluyoruz. Bu risklere yönelik koruyucu ve önleyici mekanizmalarımızı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Åžehir, ilçe ve mahalle bazında Sosyal Risk Haritaları’nı oluÅŸturmaya yönelik çalışmalarımızda sosyal olgularımıza yönelik çalışmalarımızı tamamladık. PaydaÅŸ bakanlıklarımızın destekleriyle gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz veri entegrasyon çalışmalarımızı tamamladığımızda henüz vakalar gerçekleÅŸmeden müdahale kapasitemizi önemli ölçüde artırmış olacağız. Bu süreçte ilgili bakanlıklarımız, kurum ve kuruluÅŸlarımızla da güçlü iÅŸ birlikleri geliÅŸtirmeye devam edeceÄŸiz. Biz bu çalışmayı öncelikle iki pilot ilçeden baÅŸlattık, akabinde Sosyal Risk Haritamızı 6 ilimizde de baÅŸlattık.”
Bir diÄŸer yenilikçi modellerinin ise “Aile Rehberi Sistemi” olduÄŸunu kaydeden GöktaÅŸ, bu sistemle, her ailenin bir “aile rehberi”ne sahip olmasını amaçladıklarını ifade etti.
Böylece vatandaÅŸların sosyal hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için daha hızlı, güvenilir ve ulaşılabilir bir destek sunacaklarını belirten GöktaÅŸ, “Ailelerinin bir ‘aile rehberi’ olmasını isteyen vatandaÅŸlarımız e-Devlet, sosyal hizmet merkezlerimiz veya çaÄŸrı merkezlerimiz üzerinden baÅŸvurularını yapacaklar. Aile rehberi ailemiz ile tanışarak hane deÄŸerlendirmesini yapacak, uygun hizmet müdahalesini ve yönlendirmesini gerçekleÅŸtirecek. Sadece bizim bakanlığımız deÄŸil, SaÄŸlık, Milli EÄŸitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı çok geniÅŸ kapsamda çalıştığımız bir veri risk kapasiteden bahsediyoruz. Bu noktadan sonra, izleme ve deÄŸerlendirme çalışmalarımız sürekli olarak devam edecek. Amacımız, vatandaÅŸlarımızın, ailelerinin yaÅŸam kapasitesini arttırmak, sürdürülebilir bir destek mekanizmasını oluÅŸturmak ve her ailenin ihtiyacına yönelik özel çözümler sunmaktır.” diye konuÅŸtu.
“Davalara müdahil oluyor, gerektiÄŸinde ise takipsizlik kararlarına biz itiraz ediyoruz”
Bakan GöktaÅŸ, bazı milletvekillerinin Bakanlığın ÅŸiddet vakalarına müdahil olma yönündeki sorulara da cevap vererek, bazı milletvekillerinin özellikle ÅŸiddet vakalarına atıf yaparak “Haberiniz yok, umurunuzda deÄŸil, yanlarında deÄŸilsiniz” gibi ithamlarda bulunduklarını hatırlattı.
Bu ithamların “kesinlikle haksız ve gerçek dışı” olduÄŸunu söyleyen Bakan GöktaÅŸ, şöyle konuÅŸtu:
“Siz hiç kadın cinayetine ÅŸahit oldunuz mu arkadaÅŸlar, ben ÅŸahit oldum. Bizzat tanıdığım bir kadın Belçika’da sokak ortasında 22 yerinden bıçaklandı. Benim siyasete girme temellerimi, motivasyonumu oluÅŸturan kaynaklardan biri budur. Dolayısıyla bu ithamları yapmadan önce insanları doÄŸru tanıyın ve yersiz ithamlarda lütfen bulunmayın. Bu ailelerin yanında ben de oldum. Türkiye’nin hangi köşesinde olursa olsun, meydana gelen her olayı yakından takip ediyoruz. Davalara müdahil oluyor, gerektiÄŸinde ise takipsizlik kararlarına biz itiraz ediyoruz. MaÄŸdurların haklarının korunması için tüm hukuki süreçleri titizlikle takip ediyoruz. Milletvekillerimizin bahsettiÄŸi tüm davalarda Bakanlık olarak biz varız. Her aÅŸamada maÄŸdurların yanında oluyor, onlara gereken her türlü desteÄŸi saÄŸlıyoruz.”
Psikososyal destek hizmetlerine de deÄŸinen Bakan GöktaÅŸ, “Bazı milletvekillerimizin önemsizleÅŸtirerek bahsettiÄŸi psikososyal destek hizmetlerimiz, baÅŸta çocuklar olmak üzere, yaÅŸananlardan olumsuz etkilenen herkesin üzerinde öyle bir etkisi var ki. Bu çocuklar, bu kadınlar hepimizin çocuÄŸu, hepimizin kardeÅŸi.” dedi.
Merkez BaÄŸlar ilçesinin TavÅŸantepe Mahallesi’nde 21 AÄŸustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’a iliÅŸkin sorulara da yanıt veren Bakan GöktaÅŸ, dava sürecinin devam ettiÄŸini, mahkemede onun hakkını arayanın kendileri (Bakanlık) olduÄŸunu, avukatlarının savunmasının herkes tarafından takdir gördüğünü aktardı.
“Åžiddete sıfır tolerans ilkesiyle hareket ediyoruz”
Şiddetle mücadele, ŞÖNİM ve kadın konukevlerine de değinen Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda eleştiriler sunan milletvekilleri olduğunu anımsattı.
Kadına yönelik ÅŸiddeti, açık bir insan hakkı ihlali olarak gördüklerini belirten GöktaÅŸ, “Tekrar vurgulamak istiyorum. Tek bir vaka bile bizim için çok fazladır. Åžiddete sıfır tolerans ilkesiyle hareket ediyor, bu ilkeden asla taviz vermeden mücadelemizi sürdürüyoruz. Bugün küresel bir sorun olan ÅŸiddet karşısında gerek hukuki gerekse politika düzeyinde etkili bir mekanizmaya sahibiz. Çok yönlü bir sorun olan kadına yönelik ÅŸiddeti sona erdirmek için tüm bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, STK’lerimizle bu konuda topyekun bir seferberlik anlayışla hareket ediyoruz. Toplumun tüm kesimlerini topyekun mücadelemize dahil ediyoruz. Åžiddeti kökünden nasıl kazıyacağız diye sordunuz? Åžiddeti siz, biz, hep birlikte, el ele vererek kazıyacağız. Bu konuda kurumsal kapasitemizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz.” ifadesini kullandı.
Bakanlığının ŞÖNİM açmadığı yönündeki eleÅŸtirilere de yanıt veren Bakan GöktaÅŸ, bu yıl İstanbul ve İzmir’de toplam 2 ŞÖNİM açtıklarını, Türkiye’nin dört bir yanında 84 ŞÖNİM ile hizmet verdiklerini söyledi.
Kadın konukevlerinin sayısının artmaması yönündeki eleÅŸtirilere ise Bakan GöktaÅŸ, “Åžu an halihazırda, Åžanlıurfa, Diyarbakır, Hatay, Adıyaman, İstanbul ve Kocaeli’de kadın konukevi açmak için çalışmalarımız devam ediyor. Åžunu ayrıca belirtmek isterim ki bugün konukevlerimizin mevcut doluluk oranı yüzde 70. Temennimiz odur ki, ÅŸiddet sona ersin, kadınlar, konukevlerine ihtiyaç duymasın. Ayrıca 418 Sosyal Hizmet Merkezi ve 309 Åžiddetle Mücadele İrtibat Noktası ile koruyucu ve önleyici hizmetler sunuyoruz. Bazı milletvekillerimiz, kadın konukevinden ‘sığınak’ olarak bahsetti. Geçen sene de benzer bir ifade kullanılmıştı. Biz, bu ifadeyi, kadınları incitmemek adına kullanmaktan imtina ediyoruz. Biz kadınları misafirimiz olarak görüyoruz. Bu baÄŸlamda, kadın konukevlerinde, misafir ettiÄŸimiz ÅŸiddet maÄŸduru kadınları, hak ettiÄŸi ÅŸekilde misafir ediyor, ÅŸiddetten koruyor, psikososyal yönden destekliyor ve güçlendiriyoruz.” yanıtını verdi.
Kadın konukevlerinde kadınların oy kullanamadığı iddiası
Kadınların, kadın konukevinde oy kullanamadıklarını iddiasının doğru olmadığını söyleyen Göktaş, hakkında gizlilik kararı bulunan kadınların ŞÖNİM adresinin bulunduğu yerde, gizlilik kararı olmayan kadınların ise ikamet adreslerinin olduğu yerde oylarını kullanabildiklerini anlattı.
Göktaş, ayrıca konukevlerinde kalan kadınların oy vermeleri sırasında alınması gereken güvenlik tedbirlerini de İçişleri Bakanlığı ile işbirliği içerisinde yürüttüklerini ifade etti.
Ayrıca, şahsi olarak kendisinden vakalara ilişkin bilgi talep eden hiçbir milletvekilini, (çocuk istismarcıları hariç) geri çevirmediğini aktaran Göktaş, şöyle konuştu:
“Bu ülkede yıllarca yalnızca başörtüsü yüzünden kazandıkları üniversiteye gidemeyen genç kızlarımız oldu. Çalışamayan, mesleklerini icra edemeyen kadınlar oldu. Kadını evlere hapsettiniz diyorsunuz, yıllarca kılık kıyafetinden dolayı istihdamdan sizler uzaklaÅŸtırmadınız mı? Çok yakın bir geçmiÅŸten bahsettiÄŸimi de hatırlatmak isterim. Yıllardır kadına yönelik ÅŸiddetle mücadelemizi İstanbul SözleÅŸmesi üzerinden dar bir çerçeveye hapsetmeye çalışan bir yaklaşım görüyoruz. Kadına yönelik ÅŸiddetle mücadeleyi biz en geniÅŸ çerçevede bir insan hakları mücadelesi olarak görüyoruz. Ülkemiz bu mücadeleyi pek çok ülkeden, uluslararası sözleÅŸmeden çok daha önce baÅŸlamış, güçlü ve baÅŸarılı bir ÅŸekilde sürdürmüştür, sürdürmeye de devam ediyor. Bu anlamda kadına yönelik ÅŸiddetle mücadelemiz tek bir sözleÅŸme ile baÅŸlamadığı gibi onun olmaması durumunda da kesintiye uÄŸraması gibi bir durum söz konusu dahi deÄŸildir. Kadına yönelik ÅŸiddetle mücadelemizin somut araçları, 6284 sayılı Kanun baÅŸta olmak üzere hukukumuza derç ettiÄŸimiz mevzuat ve ihtisaslaÅŸmış kurumsal mekanizmalarımızdır.”
“İstanbul SözleÅŸmesi’nden çıkmanın ÅŸiddeti artırdığını iddia etmek art niyetli bir yorumdur”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı GöktaÅŸ, kadına yönelik ÅŸiddetle mücadelede dünyada “eÅŸi benzeri az bulunan hukuki düzenlemeye” sahip olduklarını belirterek, 2007 yılından bu yana uyguladıkları, Ulusal Eylem Planlarıyla yasal düzenlemeleri her geçen gün kadına yönelik ÅŸiddetle mücadeleye daha duyarlı hale getirdiklerini söyledi.
Bakan GöktaÅŸ, “(İstanbul SözleÅŸmesi) Geri çekilme kararı hiçbir ÅŸekilde ülkemizin ‘kadınların korunmasından ve ÅŸiddetle mücadeleden taviz verdiÄŸi’ anlamına asla gelmemekte. Bu iddia herhangi bir bilimsel veriye dayanmadığı gibi İstanbul SözleÅŸmesi’nden çıkmanın ÅŸiddeti arttırdığını iddia etmek art niyetli bir yorumdur. Åžunun altını özellikle çizmek isterim ki kullanılan söylemler, eleÅŸtiriler, hatta asılsız ve yakışıksız ithamlar ÅŸiddetle mücadelemize hiçbir katkı sunmamakta. Bu meselelerde lütfen siyaset yapmayı bir kenara bırakıp, yapılanları görerek birlikte çalışmaya devam edelim.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
STK’ler ile yürütülen kapsamlı istiÅŸare çalışmalarının olduÄŸuna iÅŸaret eden Bakan GöktaÅŸ, ÅŸu ifadeleri kullandı:
“Nitekim, bu yıl içerisinde kadınlara yönelik çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluÅŸları ile de birçok toplantı, görüşme gerçekleÅŸtirdik. Bu görüşmelere hiçbir ayrım yapmadan tüm STK’leri davet ettik. Tüm STK’lerden gelen görüşme taleplerine, kimden gelirse gelsin, karşılık verdik. Biz her türlü görüşü dinliyoruz, dinlemeye de devam edeceÄŸiz. Hepimizin derdi bir, hepimizin amacı, ayrışmadan, ÅŸiddetle mücadele etmek. Bu istiÅŸareleri kadınların güçlenmesi ve kadına yönelik ÅŸiddetle mücadele edilmesi noktasında çok kıymetli buluyoruz.”
“Bakanlığımız bütçesinin yarısından fazlasını kadınlar için ayırdığımızı özellikle ifade etmek istiyorum”
Kadını güçlü kılacak her somut adımın Türkiye’nin güçlenmesi demek olduÄŸunu ifade eden GöktaÅŸ, “Kadının güçlenmesine ayrılan payın azlığından bahsettiniz. Kadının güçlenmesinden SED ödemelerine, doÄŸum yardımlarından kadın giriÅŸimcilik projelerine kadar 2025 yılında kadınlar için bütçemizde ayrılan toplam tutar 206 milyar liradır. Bakanlığımızın bütçesinden yüzde 50,6’sını, yani yarısından fazlasını kadınlar için ayırdığımızı özellikle ifade etmek istiyorum.” diye konuÅŸtu.
Bir milletvekilinin eylem planını “sanal” olmakla suçladığını aktaran GöktaÅŸ, “Bu ithamı asla kabul etmiyorum. Sizin sanal olarak deÄŸersizleÅŸtirdiÄŸiniz belgeler pek çok politikalarımızın dayanağını teÅŸkil ediyor. Ortak akılla, istiÅŸareyle ortaya konulan bu belgeler bizim için yol haritasıdır. Zira, bu belgelerin hazırlık sürecinde STK’lerin, üniversitelerimizin, ilgili kurum ve kuruluÅŸlarımızın desteklerini de alıyoruz. Bu itham onlara da haksızlık olur. Dolayısıyla ‘sanal’ diyerek itibarsızlaÅŸtırmanıza müsaade edemeyeceÄŸim.” ifadelerini kullandı.
Stratejik hedeflere ulaÅŸmak için yıllardır hazırlayıp uyguladıkları eylem planları olduÄŸuna iÅŸaret eden GöktaÅŸ, Kadına Yönelik Åžiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı’nın 2021-2025 döneminde 4’üncüsünü uyguladıklarını, 2026-2030 dönemi için, 5’incisinin hazırlıklarına baÅŸladıklarını söyledi.
Bazı milletvekillerinden “çalışmaya yeni mi baÅŸladınız?” tepkisi aldığını aktaran GöktaÅŸ, “El insaf. Bir vekilimiz kadınların dijital okuryazarlık düzeylerinin arttırılmasının onları güçlendirmede önemli olduÄŸundan bahsetmiÅŸti bence çok haklı. Kadınların dijital, finans, saÄŸlık baÅŸta olmak üzere pek çok alanda becerilerini geliÅŸtirmeye yönelik eÄŸitim programları yürütüyoruz. Kadının güçlendirilmesi ile ilgili her türlü iÅŸbirliÄŸine açık olduÄŸumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Bize ulaÅŸabilirsiniz, bizlere meseleleri aktarabilirsiniz”
GöktaÅŸ, muhalefet sıralarından da dahil olmak üzere pek çok vekille zaman zaman bir araya geldiklerini belirterek, “Bizim kapımız herkese açıktır. Bir derdiniz olsa bize ulaÅŸamama gibi bir ÅŸey söz konusu deÄŸil. Bize ulaÅŸabilirsiniz, bizlere meseleleri aktarabilirsiniz. Elimizden geldiÄŸince ortak akılla bu konularda çözüm bulmak isteriz. ” dedi.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede sadece dizilerin ele alınmaması gerektiğine dair bir milletvekilinin yorumu olduğunu aktaran Göktaş, şöyle devam etti:
“Ne yazık ki medya, kadını yücelten ve haklarını koruyan bir bakış açısı sunmak yerine kadınları basmakalıp rollerle sınırlandırıyor, kadın bedenini metalaÅŸtırıyor ve sömürüyor. Bu yanlış temsil, toplumdaki ayrımcılığı derinleÅŸtirirken kadına yönelik ÅŸiddeti de görünmez kılıyor ve dahası normalleÅŸtiriyor. Åžiddeti normalleÅŸtiren her yayın ise aslında ÅŸiddetin bir ortağına dönüşüyor. Haber dili, gündüz kuÅŸağı programları, diziler ve filmler aracılığıyla yayılan bu mesajlar, toplumsal algıyı olumsuz etkileyerek kadınların saygınlığını zedeliyor. Bu nedenle medyanın, kadınların haklarını savunan ve fırsat eÅŸitliÄŸini güçlendiren bir perspektife evrilmesi hayati önem taşımaktadır. Medyanın sorumlu, duyarlı ve dikkatli olması, ÅŸiddetle mücadelemizin gücünü artıracaktır. Bu alanda atacağımız her adımın, medyada kadın temsili üzerine gerçekleÅŸtireceÄŸimiz dönüşüm ile toplumda çok kıymetli yansımaları olacağına inanıyoruz. RTÜK baÅŸta olmak üzere, tüm ilgili paydaÅŸlarla bu yöndeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”
“Bugüne kadar tek bir çocuÄŸun dahi suistimal edilmesine asla müsamaha göstermedik”
Bakan Göktaş, milletvekillerinin özellikle kadınlar ve çocukların konu olduğu vakalarla ilgili sorularına yazılı cevap vereceğini söyledi.
Her ÅŸeyden önce çocukların haklarından ve özgürlüklerinden sorumlu bir bakan olarak, çocukların mahremiyetini korumanın en öncelikli vazifesi olduÄŸunu vurgulayan GöktaÅŸ, “Çocuklarımız söz konusu olduÄŸunda attığımız her adımı, hayata geçirdiÄŸimiz her projeyi, yürüttüğümüz her politikayı çocuÄŸun üstün yararı ilkesini gözeterek gerçekleÅŸtiriyoruz. Bu anlamda, isimleri zikretmenin, vakalardan bahsetmenin, çocukların haklarını suiistimal etmek olduÄŸuna inanıyoruz. Bugüne kadar tek bir çocuÄŸun dahi suistimal edilmesine asla müsamaha göstermedik, göstermeyeceÄŸiz. Biz, çocuklarımızın geleceÄŸini etkileyecek herhangi bir bilginin, ileriki yaÅŸlarında karşısına çıkmasını istemiyoruz. Çocuklarımızın temel haklarından biri olan unutulma hakkına riayet ediyoruz. Ve herkesi bu hakka riayet etmeye davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, çocukların haklarını korumak, geleceğini güvence altına almak ve onları her türlü siyasi manipülasyondan uzak tutmanın herkesin görevi olduğunu vurguladı.
Bakanlığa emanet edilen çocukların her birinin farklı bir öyküsü olduğunu, çeşitli zorluklarla karşılaşmış, türlü travmalar yaşamış çocuklara devletin bir asrı aşkın süredir sahip çıktığını ifade eden Göktaş, şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak, çocuklarımızla ilgili yaÅŸanan her hadisenin sonuna kadar takipçisi olduÄŸumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Gerekli tüm soruÅŸturmaların açılması ve gereÄŸinin yapılması konusunda da asla taviz vermeyeceÄŸimizin altını çiziyorum. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Kadınlar ve çocuklarla ilgili her türlü konu, siyaset üstü bir meseledir. Türkiye Cumhuriyetinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak hiçbir çocuÄŸumuzu, hiçbir kurumumuzu kimsenin siyasi emellerine alet ettirmem. Buna teÅŸebbüs edenlere asla ve asla müsamaha göstermem. Hele hele kurumda olması gereken iki çocuÄŸumuzu alıkoyarak, çocuklarımızın yaÅŸadıkları olumsuzlukları ve duyguları yok sayarak sosyal medya hesaplarından ifÅŸa edenleri kesinlikle muhatap almam. Tüm milletvekillerimizden istirhamımdır. Lütfen, özellikle çocuklarımızla ilgili herhangi bir vaka elinize ulaÅŸtığında bana hemen ulaÅŸtırın. Çocuklarımızın iyiliÄŸini gözeterek, gerekli adımı beraber atalım. Bu çocuklar, sizin, bizim, hepimizin çocukları. Çocuklarımızın menfaatleri doÄŸrultusunda her ÅŸey başımızın üzerindedir. Bize uzatılan her ele biz kucak açarız. Yeter ki samimi olsun. Åžu zamana kadar hangi siyasi görüşten olursa olsun, bizden görüşme talep eden tüm milletvekillerimizle görüştük, sorunlara çözümler bulduk. Ben her birine bu vesileyle tek tek teÅŸekkür ediyorum. Bu hassasiyetin devam etmesini diliyorum.”
“Denetimsiz olması aileler ve çocuklar için büyük bir risktir”
Bakan GöktaÅŸ, kreÅŸler konusunda milletvekillerinin görüşlerini ifade ettiÄŸini belirterek, “Bu konuyu yanlış bir zeminde tartışırsak, en fazla çocuklarımıza ve ailelerine haksızlık etmiÅŸ oluruz. Hangi yaÅŸ grubu olursa olsun, hangi adla açılmış olursa olsun, içerisinde çocuklarımıza bakım ve eÄŸitim veren her kuruluÅŸun standartlarının, fiziki koÅŸullarının ve müfredatının yasal düzlemde uygunluÄŸunun denetlenmesi gerekiyor.” dedi.
Ailelerin, annelerin, kadınların ve çocukların lehine olan herhangi bir şeye karşı olmadıklarına işaret eden Göktaş, şunları kaydetti:
“Belediyelerin ve özel sektörün, belirlediÄŸimiz çerçevede hareket etmek kaydıyla, bu tür kuruluÅŸların yaygınlaÅŸtırmasını da elbette isteriz. Hatta sadece kreÅŸler deÄŸil kadın konukevlerinin açılması konusunda da yerel yönetimlerin ellerini taşın altına koymalarını bekliyoruz. Aksine kapatmalarını deÄŸil. Ancak, maalesef ÅŸu anda sahada belediyeler tarafından ruhsat verilen oyun evi adı altında, kreÅŸ adı altında, anaokulu iÅŸi yapan kuruluÅŸlar olduÄŸuna dair Milli EÄŸitim Bakanlığımız bir yazı yazmış. Tamamen anaokulu iÅŸlemi yapan farklı isimler adı altındaki kurumlardan bahsediyoruz. Bu konuyu siyaset üstü tartışmamız lazım. Çünkü bu yazı bütün belediyelere gitti. Bütün belediyelere bakanlıktan giden bir yazıdan bahsediyoruz. Dolayısıyla buna bir pencereden bakmak hakikaten olayı farklı boyuta taşımaya çalışmak. Bu konuda bir çözüm üretmemiz gerekiyorsa bunu da yasal düzenlemeler çerçevesinde yapmak en tabiidir. Denetimsiz olması aileler ve çocuklar için büyük bir risktir. Tüm paydaÅŸlarımızdan bu konuda aynı hassasiyeti bekliyoruz. Bakanlık olarak, yasal çerçevede ve denetim mekanizması altında yürütülecek her türlü faaliyetin destekçisi olacağımızı özellikle belirtmek istiyorum.”
“ÇocuÄŸa ve aileye yönelik psikososyal ve danışmanlık tedbirleri uyguluyoruz”
Göktaş, çocuk istismarı iddialarıyla ilgili herhangi bilgi veya ihbar kendilerine ulaştığı an hiç vakit kaybetmeden, hemen müdahalede bulunduklarını söyledi.
Koruyucu ve önleyici hizmetlerle, ikincil örselenmeyi önleyen bir müdahale ve rehabilitasyon süreci yürüttüklerine iÅŸaret eden GöktaÅŸ, “Çocuk istismarı ile ilgili herhangi bir ihbar alır almaz, sosyal incelemelerimizi gerçekleÅŸtirdikten sonra çocuklara yönelik eÄŸitim, saÄŸlık, bakım ve barınma gibi gerekli tedbirleri alıyoruz. Ailesi yanında desteklenebileceÄŸine kanaat getirilen çocuklar için mahkeme tarafından alınan tedbirler çerçevesinde çocuÄŸa ve aileye yönelik psikososyal ve danışmanlık tedbirleri uyguluyoruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
İhtisaslaştırdığımız çocuk evleri sitelerinde, mağduriyeti sebebiyle bakım tedbiri kararı verilen çocukların ihtiyaçlarına özgü hizmetler sunduklarına işaret eden Göktaş, bu kapsamda 81 ilde uzman müdahale ekibi kurduklarını, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Çocuk İzlem Merkezlerinde meslek personellerini görevlendirdiklerini dile getirdi.
Çocukların ifadelerinin Çocuk İzlem Merkezlerinde ya da Adli Görüşme Odalarında alındığını bildiren GöktaÅŸ, “Bu arada bir konuya daha açıklık getirmek isterim. Herhangi bir çocuÄŸumuzun, herhangi bir duruÅŸmada sanık ile yüz yüze gelmesi mümkün deÄŸil. Bakanlık olarak müdahil olduÄŸumuz davalarda çocuklarımızın iyilik hallerinin korunmasına çok önem veriyoruz. İçinde yer aldığımız tüm hukuki süreçlerde çocukların üstün yararını gözeterek gerektiÄŸinde süreçlere müdahale ediyoruz. Bu konuda da çocuklarımızı koruyucu düzenlemeler gerçekleÅŸtirildi. Böyle bir durum ile karşılaÅŸmamız artık mümkün deÄŸil.” dedi.
“Çocuklarımızı eÄŸitime kazandırmayı önceliÄŸimiz haline getirdik”
Bakan GöktaÅŸ, bazı vekillerin “Çocukların suça sürüklenmesi ile ilgili yeterli önlemler almıyorsunuz” dediÄŸine iÅŸaret ederek, “Ülkemizin neresinde olursa olsun, risk altında olan bir çocuÄŸu tespit ettiÄŸimiz an gerekli müdahaleleri hiç zaman kaybetmeden yerine getiriyoruz. ‘Çocuklar Güvende’ ekiplerimizle, milletvekillerimizin dile getirdiÄŸi gibi sokakta çalıştırılan veya dilendirilen herhangi bir çocuk tespit ettiÄŸimiz anda, çocuklara ve ailelere uygun hizmet modellerimizi devreye sokuyoruz. Bu kapsamda, çocuklarımızı eÄŸitime kazandırmayı önceliÄŸimiz haline getirdik.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Çocuk, örgün eÄŸitim çağını tamamlamışsa meslek edindirme programlarıyla geleceÄŸe saÄŸlam adımlarla ilerlemesini saÄŸladıklarını aktaran GöktaÅŸ, bu süreçte sadece çocuklarla deÄŸil aileleriyle de yan yana yürüdüklerini, programın baÅŸladığı 2017’den bugüne yaklaşık 51 bin çocuÄŸa ulaÅŸtıklarını söyledi.
Anka Çocuk Destek Programı ile suça sürüklenen çocuklara ulaştıklarını dile getiren Göktaş, sosyal risk haritalarının çocukları bu tarz risklere karşı korumak için önemli bir çalışma olduğunu vurguladı.
Çocukların üstün yararı ilkesi doÄŸrultusunda Bakanlık olarak sivil toplum kuruluÅŸlarıyla güçlü iÅŸbirlikleri geliÅŸtirdiklerini, bu iÅŸbirliklerini ideolojik kalıplara sokmanın çocukların geleceÄŸine zarar vermekten baÅŸka bir ÅŸey olmayacağını vurgulayan GöktaÅŸ, “ÖnceliÄŸimiz her ÅŸeyden önce çocuklarımızın üstün yararını gözetmektir. Bu üstün yararın içerisinde de onların her konuda desteklenmesi yer almaktadır. Herkesin bu mücadelede bir sorumluluÄŸu var bu sorumluluÄŸu ideolojik önyargılarla çekiÅŸmelere feda etmemeliyiz.” diye konuÅŸtu.
“İzmir Selçuk’ta gerçekleÅŸen elim olay hepimizin yüreÄŸini yaktı.” diyen GöktaÅŸ, şöyle devam etti:
“Bunu sadece bir Bakan olarak deÄŸil bir anne olarak da söylüyorum. Bakanlık personeli 18 kere sadece bu sene gitmiÅŸ. Anne ile evlatları arasındaki yakın bağı görmüş. Anneyi ziyaret ettiÄŸinde anne personelimizin bizzat ismini biliyordu ve çocuklarımızı düşünerek sadece hareket edildi. Burada yüreÄŸi daÄŸlanan bir anneden bahsediyoruz. ÇocuÄŸu anneden koparmak sorumluluktur. Bu tür kararları vermek çok zor. (Personel) Anneyle ve evlatları arasındaki yakın bağı görmüş ve annenin giriÅŸimlerini görmüş. Annenin ve anneannenin dilekçeleri var. Ancak ben yine de nerede sorumluluÄŸumuz var onu araÅŸtırmak için Bakanlık olarak gereken tüm soruÅŸturmaları da baÅŸlattığımı ifade etmek istiyorum. Her nerede bir ihmal varsa, gereÄŸini yerine getireceÄŸimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın.”
“Aile bizim kutsalımızdır”
Göktaş, bazı milletvekillerinin kadını ve aileyi birbirine rakipmiş gibi gösteren, birbiri karşısına konumlandıran görüşlerde bulunduğunu söyledi.
Kadın ve ailenin toplumun en değerli iki yapı taşı olduğunun altını çizen Göktaş, bazı çevrelerin aileyi koruma ve güçlendirmeyi kadınların haklarını savunmaya yönelik bir tehdit olarak algıladığını, oysa bunun büyük bir yanılgı olduğunu ifade etti.
Bazı milletvekillerinin “kutsal aile” diyerek aileyi küçümseyen bir tavır sergilediÄŸini aktaran GöktaÅŸ, “Evet, aile bizim kutsalımızdır ama bizim buna güçlü ve saÄŸlıklı aileler penceresinden baktığımızı özellikle vurgulamak istiyorum.” dedi.
Ekonomik ve sosyal haklardan mahrum bırakılan, şiddet gören bir kadının olduğu ailenin zaten sağlıklı bir yapı oluşturamayacağını, adaletin, saygının ve sevginin olmadığı bir ailede kadın haklarından da söz edilemeyeceğini, ailenin sadece bireyleri bir arada tutan bir yapı değil toplumu ayakta tutan, geleceği inşa eden en temel kurum olduğunu belirten Göktaş, sağlam temeller üzerine kurulu bir aile yapısının sadece bugünün değil yarının da garantisi olduğunu, bu nedenle aileyi korumanın bir tercihten öte toplumsal varoluşun da teminatı olduğunu ifade etti.
Bakan GöktaÅŸ, salondaki milletvekillerine yönelik, “Sizlerden istirhamım, bu ülkenin en hassas konularını, çocuklarımızla, kadınlarla ilgili konuları siyasi malzeme haline getirmeyelim. Siyaset üstü bir düzlemde birlikte çalışalım. Önerilerinizi ve eleÅŸtirilerinizi iletmek isteyen milletvekillerimize kapılar sonuna kadar açıktır. Yeter ki ailelerimiz mutlu, çocuklarımız müreffeh, kadınlar güçlü, engelli ve yaÅŸlılarımız huzurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
GöktaÅŸ’ın konuÅŸmasının ardından, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2025 yılı bütçesi kabul edildi.
Kaynak: AA